“Aileler bebeklerinin alerji geliştirmesini engelleyebilir mi?” webinar notları

imageAmerika merkezli Kids with Food Allergies Organization yani Besin Alerjili Çocuklar Organizasyonu, benim uzun süredir yayınlarını takip ettiğim bir dernek. Kuruluşun hikayesi de çok çarpıcı, Amerikalı iki anne tarafından 2005 yılında kurulan dernek, zaman içerisinde çocuklarının alerjileri hafifleyip hatta birisinin tamamen geçmesine karşın bu mücadeleyi tüm diğer alerjik çocuk anneleri adına üstlenen bu örnek annelerin tecrübeleri ile ailelere geniş bir bilgi kaynağı sunuyor. Dernek belirli periyotlarla ailelere ücretsiz webinar hizmeti de sağlıyor. Webinardan kastımız seminerin internet ortamında yapılması, yani kayıtlı üyelere verilen link üzerinden canlı olarak gerçekleştirilen bilgilendirme seminerini kendi evinizden dinleyebiliyorsunuz. Teknolojinin ilerlemesi ile webinarlar hem geniş kitlelere kolayca erişme imkanı sağlıyor hem de fiziksel seminerlere göre çok daha az bir maliyet ve emeğe maloluyor.

13 Ocak 2015 günü bu dernek tarafından gerçekleştirilen webinar benim izlediğim üçüncü webinar oldu. Konu “Aileler bebeklerinin alerji geliştirmesini engelleyebilir mi?” idi. Keza webinar öncesi de dernek üyeleri arasında bu konuda anlaşmazlıklar yaşanmıştı, bir kısım aileler ne yapılırsa yapılsın engel olunamayacağına inanmakta, bir kısım ise doğacak diğer çocukları için alınabilecek önlemler varsa dinleyip öğrenmek niyetindeydi. Webinar Çocuk Alerji Uzmanı Dr.Todd Green tarafından gerçekleştirildi, 1 saatlik webinarın ilk yarım saati bilgilendirme, ikinici yarım saati ise katılımcı ailelerin online olarak gönderdikleri soruların cevaplandırılmasına ayrılmıştı.

Dr.Green öncelikle etiket okumanın, dışarıda yenilen yiyecekleri içeriklerini sorgulanmasının, her ailenin bir aksiyon planına sahip olmasının ve Epipen kullanılmasının önemini vurguladı. Besin alerjisinin şu an deneme aşamasında olan tedavi yöntemlerine kısaca değindi ki bu konu hakkında oldukça detaylı bir yazı hazırlayacağım.

Hepimizin kafasındaki acaba olmadan önce engelleyebilir miydik sorusuna önce hangi çocukların besin alerjisi riski taşıdığını açıklayarak cevap vermeye çalıştı. Birinci derece akrabasında yani anne, baba veya kardeşte herhangi bir çeşit alerji olan çocukların daha doğarken diğerlerine göre daha büyük bir risk taşıdığını vurguladı. Geriye kalan çevresel faktörlerin bugüne kadar yapılan araştırmalar doğrultusunda bu riski ne kadar arttırdığını henüz tıp dünyasının bilemediğini, yapılan çeşitli araştırmaların birbiri ile çelişen veriler gösterdiğini belirtti. Ailesinde bir ve ya bir kaç üyede alerjik rinit(nezle) veya besin alerjisi, egzema, astım olan bebeklerin daha büyük risk taşımasına karşın annenin hamileliği boyunca yediklerinin bu riski nasıl etkilediğine dair henüz hiç bir elle tutulur veri olmadığını önemle vurguladı.

2000 yılına kadar Alerji uzmanlarının risk taşıyan ailelere şu önerilerde bulunduğunu hatırlattı;

  • Yerfıstığı hariç annenin hamile iken hiç bir diyet yapmamasını,
  • Annelerin en az 1 yıl anne sütü ile beslemeye devam etmesini,
  • Emziren annelerin, yerfıstığı, ağaç kabukluları(fındık,fıstık, ceviz, badem,kestane), süt, yumurta, soya hatta belki başka gıdaları da tüketmemesini,
  • Ek gıdaya en erken 6.ayda başlanmasını,
  • Hatta bazı riskli gıdaların çocuğa daha bile geç tanıştırılmasını, mesela inek sütü ve ürünleri 1 yaş, yumurta 2 yaş, kabuklu yemişler ve deniz ürünleri için 3 yaş gibi…

Ancak 2000 yılından bu yana yapılan araştırmaların, bu önerilerin işe yaramadığını gösterdiğini ve o yüzden zaman içerisinde kısmen değiştiğini ifade etti.

  • Halen hamile annelerin yerfıstığı tüketmemesini,
  • Annenin “en az” 4 ay boyunca bebeğini emzirmesini,
  • Anne sütünün yetmediği durumlarda risk taşıyan bebeğin inek sütü veya soya bazlı formüla ile beslenmemesi gerektiğini, gerekirse yarı veya tam hidrolize formülaların tercih edilmesini, bunlara da tepki oluşursa aminoasit formülaların kullanılmasını,
  • Ek gıdaya 4-6 ay arası başlansa dahi genel alerjenlerin ilk sırada tercih edilmemesini,
  • Risk taşıyan bebeklere inek sütü ve ürünlerinin 1 yaş öncesi tanıştırılmamasını, yumurta ve diğer alerjen gıdaların çocuğun durumuna göre daha önce verilebileceğini öneriyoruz dedi.

Ek gıdaya geçişin yine besin alerjisi riski taşıyan bebeklerde çok dikkatli yapılması gerektiğini, bu konuda üç önemli kriterin bulunduğunu ifade etti;

  • Bebeğe denenecek ek gıdanın genel alerjenlerden başlanması yerine daha masum olan pirinç, yulaf, patates, havuç, kabak ve yeşil sebzelerle ve elma, armut, muz gibi meyveler ile başlanması gerektiğini,
  • Denemelerin çok yavaş, her zaman tek bir gıda üst üste en az 3-5 gün olacak şekilde yapılması gerektiğini,
  • Deneme esnasında çocuktaki tüm tepkilerin çok dikkatli gözlemlenmesi gerektiğini vurguladı.

Alerji testlerinin deri ve kan testi olarak iki çeşit olduğunu, bunlar için herhangi bir yaş sınırı olmasa da ikisinin de çok güvenilir sonuçlar veremeyebileceğini, bu yüzden çocuğun hikayesinin teşhis için kritik olduğunu, bunun da ailenin gözlemine dayandığını hatırlattı.

Sonuç olarak bu alanda daha çok araştırma yapmalıyız ama biliyoruz ki bu yıllar sürecek ama rahatlıkla ifade edebiliriz ki “Çocuğunuzun besin alerjisi taşıması sizin suçunuz değil!” diye ekledi.

Soru cevap kısmında ise biz annelerin de sürekli kafasına takılan benzer sorular vardı;

  • İlk çocuğumda besin alerjisi var, şu an ikinciye hamileyim. İkincisinde de olmaması için ne yapmalıyım diye soran anneye, en az ilk 4 ay mümkünse daha da fazla anne sütü ile beslemek ve 1 yıl inek sütü ürünlerini denememek diye yanıtladı. Hamile iken yediklerinizin etki ettiğini söyleyemeyiz dedi.
  • 1 yaşındaki oğlumda fındık alerjisi var, geçer mi diye soran anneye ağaç kabukluları alerjinin %20’si geçer. Çocuğa her yıl test yapıp takip edilmelidir dedi.
  • 14 aylık bebeğimin süt, yumurta ve yulaf alerjisi var, diğer besinleri denemeye korkuyorum diyen anneye, besinleri yavaşça ve kurala uyarak denemelisiniz, belirli periyotlarda alerji testlerinde daha fazla gıdayı test ettirebilirsiniz dedi.
  • Alerjinin oluşmasında annenin hamileyken yediklerinin veya genetik ve çevresel faktörlerin ne kadar etkisi var diye soran anneye, hamileyken yenilenlerin etkisi var diyemeyiz ama genetik faktörlerin çevresel faktörlerden daha etkili olduğunu biliyoruz, çevresel faktörler genelde tetikleyici oluyor diye yanıt verdi.
  • İlk çocuğumda besin alerjisi var, şu an ikincisini emziriyorum, emzirirken neler yemeliyim diye soran anneye, bazı bebekler annenin sütünden geçen besin proteinlerine tepki verirler, o zaman anneye de diyet yapması önerilir dedi.
  •  İnek sütü alerjisi ne zaman geçer diye soran anneye, en erken 1 yaş ama çoğunlukla 2 yaşında geçer diye yanıt verdi.
  • Eşimde ve bende alerji olmamasına rağmen annemde alerji var, kuşak atlayarak bebeğimde çıkmış olabilir mi diye soran anneye, mutlaka sizlerde de genetik yatkınlık vardır ancak tepkiler belki çok çok hafif olduğu için gözünüze çarpmamıştır dedi.
  • Etrafımdakilerden hamileyken düzgün beslenmediğin için çocuğun böyle doğdu diye tepkiler alıyorum, bu doğru mu diye soran anneye, kesinlikle doğru değil, hiç kimsenin bunun sizin suçunuzmuş gibi hissettirmesine izin vermeyin diye uyardı.
  • Alerji testleri en erken ne zaman yapılabilir diye soran anneye, yaş sınırı olmadığını ama testlerin de çok güvenilir olmayabileceğini, ancak solunum yolu alerjileri için bebeğin en az 3 mevsimi yaşamış olması gerektiğini, yine toz, ev akarı, hayvan tüyü gibi testler için en erken 1 yaşı öneriyoruz dedi.
  • Benim sorduğum Eozinofilik Özofajit hakkındaki soruya ise, besin alerjisi hakkında tıp dünyası henüz çok az şey biliyor ama EÖ hakkında daha da az şey biliyor. Ama size genetik olduğunu söyleyebilirim dedi.

Bu çok faydalı webinardan ben de kendimce şu sonuçları çıkardım;

  • Ülke olarak belki teşhiste sorun yaşıyoruz ama Alerji ile Yaşam Platformu‘nda artık ailelerimiz o kadar bilinçlenmiş ki dünyanın medeniyet ülkesi olarak gösterilen Amerika’dan çok da geride olmadığımızı görmek beni çok mutlu etti.
  • Alerji ile ilgili henüz tıp dünyasının dahi bilmediği çok şey var. İster istemez insanoğlunun mükemmel mekanizmasının halen modern tıptan çok ileride olduğunu kabul etmek zorundayız. Bunu webinarın sonundaki değerlendirme anketine de yazdım.
  • Hiç bir annenin çocuğu alerjik doğduğu için kendisini suçlamaması gerekir, genetik yatkınlığın büyük rol oynadığı bu hastalıkta çevresel faktörler tetikleyicidir ve geçmişe dönebilsek bile bu faktörleri fiziksel olarak ortadan kaldıramayabiliriz. Asıl mesele nasıl olduğu değil, nasıl geçeceğidir! Lütfen buna odaklanalım…

image

Reklamlar

“Aileler bebeklerinin alerji geliştirmesini engelleyebilir mi?” webinar notları” üzerine 3 yorum

  1. esma dedi ki:

    Bebegim 5aylik yaklasik 1aydir diet yapıyorum ve hala kakasinda kan ve mukus var.kilo almasi neredeyse durdu mama vermeye basladik. Sanirim emzirmeyi de kesecegim

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s