Kenar

Özge ve Yiğit Ünlü’nün Hikayesi

image
Sevgili Özge Ünlü’nün hikayesi bize alerjinin teşhis edilmesi kadar yönetilmesinde de doktor payının önemini bir kez daha vurguluyor. Kendisine paylaşımı için teşekkür eder, hikayesinin bir çok anneye örnek olmasını dilerim.

AA: Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?
ÖÜ: Merhabalar, 26 yaşındayım, laborantım. 3 yıldır evliyim.

AA: Kaç yaşında, kaç çocuğunuz var?
ÖÜ: 1,5 yaşında dünyalar tatlısı bir erkek evlada sahibim.

AA: Çocuğunuzdaki gıda alerjisi belirtilerini ilk ne zaman fark ettiniz?
ÖÜ: Doğumum sezeryanla gerçekleştiği için sütüm geç geldi, ben ne kadar hayır desem de çevremdeki büyüklerim mama takviyesi yapmamda ısrar ettiler. Aksi taktirde şekerinin düşeceğini ve sarılık olabileceğini söylediler. Hemşirenin getirdiği mamadan bir kaşık oğluma içirdim. Sonraları sütümün yanında takviye olarak mamaya da başladım. Oğlum sürekli fışkırtarak kusuyor, kucağımda nefessiz kalıyordu. Kaka sayısı çok fazla ve aşırı huzursuz bir bebekti.

AA: Teşhis koyulana kadar nasıl bir süreç geçirdiniz?
ÖÜ: 2,5 aylık olduğunda egzemaları başladı, ardından iki kaşının arası konak oldu. Bebeklerde böyle şeyler olur diye düşündüm ama alerji minicik yavrumun bedenini esir almaya çoktan baslamış bile…5 aylık olduğu zaman çok az karpuz suyu verdim, nereden bilebilirdim ki o bir damlacık karpuz suyu hayatımızı alt üst edecek. Karpuz suyundan sonraki kakası mukuslu ve kılcal damar şeklinde kırmızılıklar vardı. Yediğini çıkarttığını düşündüm. Ertesi gün tekrar denedim. Kakasındaki kırmızılıklar iyice artınca bezle beraber hastaneye gittik. Doktor dizanteri olabileceğini söyledi. Test yaptırdık, sonuç negatif. Ardından bir sürü yanlış teşhis ve tedavi… Yolunda gitmeyen birşeyler olduğunu çok iyi biliyordum ama elim ayağım bağlanmış gibiydi. Alerji ihtimali hiç aklıma gelmemişti ve hiç bir doktor da bunu dile getirmedi. Eşimin görev yaptığı hastanede pediyatri yoğun bakımda görev yapan Prof.Dr.Emine Polat oğlumun alerjisi olabileceğini söyledi ve bizi alerji polikliğine yönlendirdi. Yapılan tetkikler sonucu ve öykümüzün ardından alerji teşhisi koyuldu.

AA: Teşhis koyulduktan sonra nasıl bir yol izlediniz?
ÖÜ: Süt ve süt ürünlerine karşı diyete başladım, minik bebeğim de Neocate ile tanıştı. Bir süre böyle devam ettik ama bir arpa boyu yol katedemiyorduk. Oğlumun kucağımda nefessiz kalışları, pıhtı şeklinde kanlı, mukuslu kakaları, içi dışına çıkasıya kadar kusmaları iyice arttı. Tekrar doktor yolunu tuttuk. Diyetimi iyice katılaştırdım, aç gezdim. Ama yine olmadı, sebebini bilmediğim birşey oğlumun bağırsaklarını her gün kemiriyordu. Bitmek bilmeyen bir kanlı kakası vardı yavrumun. Günde 8 kere kanlı, mukuslu kaka…en son çare kolonoskobi dendi. Günlerce düşündüm, ağladım, dua ettim. Minicik yavrum bu yaşta kendinden büyük acılar çekecekti. Zor da olsa yaptırmaya karar verdim. Oğlumu kucağımdan aldılar ve benim yanımda anestezi verdiler, kuş gibi çırpınan meleğim bir anda sustu, gözlerini kapattı. O an dünyam başıma yıkıldı. Oğlum bir daha eskisi gibi olmayacak dedim…Bir hafta sonra sonuçlarımız geldi. Eozinofilik kolit dendi. Oğlum artık 1 yaşındaydı. Doktor düzelme olmayınca anne sütünü keselim dedi. Ben yüksek sesle bunu oğluma yapamayacağımı söyledim. Aslında yapacak başka birşey kalmamıştı, onun sağlığı için denemeye değerdi ama kararsızdım. Doktor 3 gün verme bakalım düzelecek mi dedi. Çaresiz kabul ettim çünkü yavrum kocaman kan pıhtıları çıkarıyordu kakasında. Her gece emme saatlerinde uyanıp ağladı bebeğim, onunla birlikte ben de tabi ama şükürler olsun 3.günün sonunda aylarca devam eden kan yok oldu.

AA: Size bu süreçte en çok destek veren kişi kim oldu?
ÖÜ: Bu süreçte en büyük destekçim biricik can yoldaşım, hayat arkadaşım eşimdi.

AA: Zamanı geri çevirebilme şansınız olsaydı alerji ile mücadelenizde neyi yapmak ya da yapmamak isterdiniz?
ÖÜ: Zamanı geri çevirebilseydim eğer ek gıdalara 6.ayın sonunda başlardım. Acaba alerjisi geçmiş midir diye düşünerek arka arkaya denemeler kesinlikle yapmazdım.

AA: Çocuğunuza alerjisini nasıl anlattınız? Bazı gıdaları yiyememesini nasıl açıkladınız?
ÖÜ: Oğlum küçük olduğu için onun yiyemeyeceği şeyleri cısss diye adlandırdık.

AA: Alerji ile yeni tanışan annelere neler önerirsiniz?
ÖÜ: Alerjiyle yeni tanışan annelere tavsiyem, sabırlı olmaları ve doğru doktor buldukları noktada kesinlikle onunla birlikte hareket etmeleri.

AA: Ülkemizde gıda alerjisinin daha iyi tanınması ve geniş kitlelerce anlayış gösterilmesi için sizce neler yapılmalı?
ÖÜ: Alerji konusunda bilinçsiz bir ülkede yaşıyoruz. İnsanlara durumumuzu anlatınca çok ilginç diye karşılık veriyorlar. Bence doğum yapan her anneye bu anlatılmalı ve alerjili bebek anneleri için seminerler düzenlenmeli.

AA: Son olarak eklemek istedikleriniz?
ÖÜ: Benim oğlum artık herşeyi yiyebiliyor. Bu herşeye bedel. O benim canımın canı. Sabrettik ve başardık. Sevgili anneler lütfen sabredin ve güçlü olun. Bu günler de geçecek. Rabbim başka dert vermesin…

image

Kenar

Leyla ve Derin Aslanoğlu’nun Hikayesi


imageSevgili Leyla Aslanoğlu, içinde yaşadığı sıkıntı dolu günleri bizlerle paylaştığı için kendisine teşekkür eder, minik Derin’in bir an önce sıkıntılarından kurtulup sağlığına kavuşmasını dilerim.

AA: Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?
LA: Merhaba ben Leyla Aslanoğlu, 40 yaşındayım. Derin doğana kadar tekstil üzerine kendi işyerim vardı, Derin doğunca kapamak zorunda kaldım. 23 yıllık evliyim, şu anda evde Derin’le ilgileniyorum.

AA: Kaç yaşında, kaç çocuğunuz var?
LA: 2 kızım var. Büyük kızım 22 yaşında. Küçük kızım 14 aylık.

AA: Çocuğunuzdaki gıda alerjisi belirtilerini ilk ne zaman fark ettiniz?
LA: Kızım Derin ilk doğduğunda sorunsuz sağlıklı bir bebekti. 3 aylık olduğunda emmeyi reddetmeye başladı. Bu bizim için büyük bir sorundu. Öncelikle yüzünde ufak sivilce benzeri kırmızı lekeler çıkıp bikaç saat içinde kayboluyordu. Hışıltılı solunumu vardı. İlk belirtiler bunlardı. Çevremde hiç alerjik bir durum görmemiştim ve bu konuda bilgisiz olduğum için belirtileri anlamadım. Doktorumuz da anlamadı.

AA: Teşhis koyulana kadar nasıl bir süreç geçirdiniz?
LA: Kızım 4 aylıkken kakasında kan olduğunu farkettim ve hemen acile götürdüm. Gereken tüm testler yapıldı ama bir sonuç alamadılar. Bir hafta içinde 9 farklı doktora götürmeme rağmen hiçbiri durumu anlamadı. Çünkü testler temiz çıkıyor ama kanama sürekli devam ediyordu. En son özel hastanedeki bir uzman, Gastroenteroloji’de gitmemi önerdiği doktordan randevu aldım. Bu görüşme sonunda alerji olabileceğini, bana anne sütünü keserek mama denemesi yapmamı söyledi. Ben bu arada diyet yapıp sütümü saklıyordum tabi, bu mama denememiz profesör tarafından kan durmadıkça uzadı da uzadı. Aradan bir ay geçti, en sonunda dayanamayıp dedim kızım sütü bırakıcak emzireyim zaten diyet yapıyorum, tamam deyince ben hemen bebeğimi sevinçle aldım emzireceğim ama o ki bebeğim artık emmeyi unutmuştu. Üzüntüden süt kesilir derlerdi de inanmazdım, bu benim için çok üzücü bir durumdu. Sonra profesör kolonoskopi olması gerektiğini söyledi, kolonoskopi yapıldı ve alerjiye bağlı proktokolit teşhisi koyuldu.

AA: Teşhis koyulduktan sonra nasıl bir yol izlediniz?
LA: Teşhis koyulduktan sonra kızım anne sütünü de almayınca mamaya devam ettik, tabi ben o profesör’e gitmedim bir daha. Sadece Neocate yemesine rağmen günde 8 kere kanlı kaka yapıyordu. Kahroluyordum. Şişli Etfal Hastanesi’nde bir doktora gidiyordum, doktorumuz immun yetmezliği için Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ne, alerji için Çapa’ya sevk ediyordu çünkü bu bölümler Şişli’de yoktu. Haftanın 4 günü hastanelerdeydim, sabah 6’da evden çıkıp akşam 5’de eve gelebiliyordum, çok zor günlerdi. Tabi her bölüm farklı test istiyordu, sonuçlarda hiç bişey çıkmıyordu, evet alerjiydi ama diyet mama vermeme rağmen 4,5 ay geçmişti aradan ama kan durmuyordu. En sonunda alerji grubundaki annelerden Tufan Kutlu’nun adını duydum ve ona gittim tahlilleri falan görünce tekrar kolonoskopi dedi ve 2.kolonoskopisini oldu kızım. Sonuçlarda eozinofil çıktı, Tufan Bey hemen kortizon tedavisi verdi, kortizona başladığımız 2.gün kan kesildi. Rahatlamıştım artık kan görmüyordum, 4,5 ay sonra bu benim için dünyalara bedeldi.

AA: Bu süreçte sizi en çok zorlayan etken ne oldu?
LA: Bu süreçte beni en çok zorlayan kızımın süt haricinde bir de çoklu besin alerjisi olmasıydı, ne verirsem dokunuyordu, pirinç, patates, elma, mısır unu yani verebileceğim neredeyse hiç bişey yoktu. Biraz ilerlemiştik ki şu son 1 aydır aynı sorunları yaşıyorum, yine başa döndük, yine kan görmeye başladım. Bu beni kahrediyor, dokunan hiç birşey vermememe rağmen kan kesilmiyor. Şu anda verdiğim meyvelerden armut, sebzelerden kabak, havuç, karnıbahar, bir de yulaflı mama. Sevindiğim tek şey kızım Neocate’i severek içiyor.

AA: Size bu süreçte en çok destek veren kişi kim oldu?
LA: Bu süreçte en çok destek veren kişiler eşim ve büyük kızım Gözde oldu.

AA: Zamanı geri çevirebilme şansınız olsaydı alerji ile mücadelenizde neyi yapmak ya da yapmamak isterdiniz?
LA: Zamanı geri döndürebilseydim hiç o Profesör’e gitmezdim, kızımı da anne sütünden mahrum bırakmazdım. Tufan Kutlu’ya giderdim.

AA: Alerji ile yeni tanışan annelere neler önerirsiniz?
LA: Hiç bir ayrıntıyı atlamasınlar, benim ailemde, çevremde hiç alerjili birisi olmadığından çok bilinçsizdim. Sadece alerji ismini bilirdim ve bu kadar zor bir hastalık olduğunu bilmezdim.

AA: Ülkemizde gıda alerjisinin daha iyi tanınması ve geniş kitlelerce anlayış gösterilmesi için sizce neler yapılmalı?
LA: Tvlerde yayınlansa veya afişlerle de tanıtılabilir. Size şunu söyleyeyim, içinde olmadığımız sürece pek de dinlemiyoruz sanırım toplum olarak…

AA: Son olarak eklemek istedikleriniz?
LA: Bütün alerjili bebeklerimizin çabucak iyileşmesini diliyorum…

image

Kenar

Berrin ve Selimhan Özyavuz’un Hikayesi

imageSevgili Berrin Özyavuz’a alerji ve anafilaksi ile tanışma hikayelerini bizlerle paylaştığı için teşekkür eder, minik Selimhan’ın bir an evvel sağlığına kavuşmasını dilerim.

AA: Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?
: Adım Berrin. 26 yaşındayım, eşimle 5 yıldır evliyiz. Selimhan ilk çocuğum. Hamileliğimden beri onun için en sağlıklısı neyse onu yapmaya çalıştık. Ben hastanede, eşim adliyede çalışıyor.

AA: Kaç yaşında, kaç çocuğunuz var?
: 2,5 yaşında bir oğlum var.

AA: Çocuğunuzdaki gıda alerjisi belirtilerini ilk ne zaman fark ettiniz?
: İlk 6 ay anne sütünden başka hiçbir şey vermedim. Çok ağlayan, kusan, kolik sancıları olan bir bebekti. Çevremdekilerin doymuyor bu çocuk demesiyle 6. ayda milupa mama alıp denedik. Gece karanlıkta biberonla verdim daha sonra kusmasıyla ışığı açtığımda çocuğun kızardığını ve arkasından ishal, nefes darlığı, öksürük, hırıltı… Zehirlendiğini düşünerek soluğu hastanede aldık. Acilde müdehale edildikten sonra bize alerji uzmanına gitmemizi söylediler.

AA: Teşhis koyulana kadar nasıl bir süreç geçirdiniz?
: İlk bebeğim olduğu için anormalliği fark edemedim. 6 ay boyunca kusma, bir kabız, bir ishal, çok ağlayan, huzursuz bir bebekti. Çevremdekilere söylediğimde herkes öyle büyüyor alışırsın deyip durdular. 1 yaşına kadar uykusuz geceler, sabaha kadar arabada dolaştırmalar beni de eşimi de çok yıprattı. İlk süt denememizin hüsranının ardından alerji uzmanına götürdük testler, tahliller yapıldı ve sonuç olarak süt ve yumurta alerjisi teşhisimiz kondu ve en ağır şekilde Anafilaksi geçirdiğini öğrendik.

AA: Teşhis koyulduktan sonra nasıl bir yol izlediniz?
: Teşhis koyulduğunda 6 aylıktı. Oğlumun deri testi pozitif, kan testi pozitif ama anne sütünden geçmiyor. Rapor çıkardık, pregomin mama aldık ama tadı çok kötü olduğu için oğlum yemeği kabul etmiyordu. Yaptığım çorbalara, bir de sütsüz kahvaltılık mamalara pregomin karıştırıp zorla yedirmeye çalışıyordum. Çok iştahsızdı oğlum, 2 yaşına kadar anne sütüyle devam ettik, anne sütünü kestikten sonra pregaminle devam ettik. Sürekli Alerji uzmanının takibinde kaldık. 2 ayda bir alerjik astım, arkasından zatürre geçirip sürekli hastanede yatmak zorunda kaldık. Doktorumuzun bu kadar hassas bir çocuğu sürekli unutması her gittiğimizde aa öylemi demiştim yok böyle yapın artık demesi süreci daha da zorlaştırdı. 1,5 yaşındayken İzmir’e Esen Demir hanıma götürdük. Orada tahlil sonuçlarına bakmadan uyardığım halde yükleme yaptılar. Birkaç saniye sonra tekrar anafilaktik belirtiler ortaya çıktı. Hemen adrenalin yapılıp sonlandırıldı. İlk defa bu kadar yüksek vaka olduğunu söylediler. Yükleme sonrasında aylar süren astım atakları geçirdi. Şimdi ise tekrar Ankara Hacettepe’ye götürüceğiz. Hiçbir hastane başka yerin tahlillerini, testlerini kabul etmediği için deneme tahtası gibi çocuğum aynı şeyleri yaşıyor ve ben cesaret edip götüremiyorum.

AA: Bu süreçte sizi en çok zorlayan etken ne oldu?
: Çevremdekilerin alerjiyi basite alması beni çok zorladı. Bir türlü onlara Selimhan’ın hassas bir çocuk olduğunu, iştahsızlığının, sürekli hastalanmasının süt ve yumurta alerjisinden olduğunu anlatamadım. Her hasta olduğunda herkes beni suçluyor, çocuğa bakamadın diye saçma sapan cümleler kuruyordu. Çalışıyorum diye kreşe göndermek zorunda kaldım. Orda kaçak olmasıyla birkaç defa anafilaksi tehlikesi geçirdi. Hastaneye gittiğimizde oğlum çok kötü bir durumdaydı, nefes alamıyordu ama yine de beni görünce anneee diye ağlaması hala gözümün önünden gitmiyor. Daha sonrasında kortizonlu ilaçlar, antibiyotikler, antihistaminikler kullanmak zorunda kalıyorduk. Çevremdekilerin duyarsız davranışı çocuğumun önünde sütlü şeyler yemeleri beni çok üzüyor. Gezmelere gittiğimiz zaman Selimhan’ı alıp başka odaya geçip ikramın kalkmasını bekliyoruz.

AA: Size bu süreçte en çok destek veren kişi kim oldu?
: En büyük destekçim eşim tabi ki. Ama Selimhan’ın anneannesi, babaannesi, dedeleri, teyzeleri ve halasıda bu konuda destekçim.

AA: Zamanı geri çevirebilme şansınız olsaydı alerji ile mücadelenizde neyi yapmak ya da yapmamak isterdiniz?
: Alerjisini ilk tesbit ettiğim gibi Ankara Hacettepe’ye götürmek isterdim. Gerekirse oğlumun sağlığı için il değiştirirdim. Ama sanırım çok geç kaldık. Değerlerimiz 3’tü, 107 oldu. Doktorlar artık ergenliğe kadar hatta daha fazla sürebileceğini söylüyorlar.

AA: Çocuğunuza alerjisini nasıl anlattınız? Bazı gıdaları yiyememesini nasıl açıkladınız?
: Daha küçükken anlamıyordu uzak tutabiliyorduk. Ama şimdi sürekli sorular soruyor. Anne neden ben yiyemem diye? Bende oğlum sen özel bir çocuksun. Her çocuğun bir özelliği var. Bu da senin özelliğin senin özel sütün var, sen sadece onu içebilirsin. Başka sütlerden yersen veya değerse kaşınırsın, öksürürsün, hasta olursun sonra yine sen üzülürsün diyorum. “Tamam anne yemem o zaman , hasta olmamam lazım” diye cevap veriyor. Markete gittiğimizde sadece lays klasik yiyebildiğini biliyor, “Bu benim öbürleri de sizin anne, ben onlardan yiyemem hasta olurum” diyor. Tabi çocuk bazen pasta falan görünce istiyor, çok zorlanıyorum oturup ağlıyor, anneyim dayanamıyorum bazen bende dayanamayıp ağlıyorum…

AA: Alerji ile yeni tanışan annelere neler önerirsiniz?
: Alerjik çocukları olan ailelere iyi bir doktor bulmalarını ve sürekli düzenli takip ettirmelerini tavsiye ederim. Derdi veren Rabbim dermenda verecektir. Sabırlı olmalarını ve bu hastalığın umutsuz olmadığını söylemek isterim. Hiç geçmese bile çocuklarımız sağlıklı, ayakta gezip dolaşıyorlar, konuşuyorlar. En fazla ömür boyu etraflarında sürekli yediğini kontrol edecek annesi ve babası olacak.

AA: Ülkemizde gıda alerjisinin daha iyi tanınması ve geniş kitlelerce anlayış gösterilmesi için sizce neler yapılmalı?
: İnsanlar gıda alerjisi konusunda çok yetersiz. Televizyonlar alerji konusuna daha çok yer vermeli. Okullarda ve kreşlerde alerji konusunda zorunlu bilgilendirme yapılmalı.

AA: Son olarak eklemek istedikleriniz?
: İlk hamileliğim, ilk göz ağrım, canım oğlum Selimhan’ım… Şu anda rabbimden tek istediğim oğluma bir an önce şifa ve bana oğluma en iyi şekilde bakma gücü, kuvveti vermesi. Her şekilde yavrumun sağlığı için mücade edeceğim. Ona sahip olmanın güzel yanı ise; onun sayesinde en başta anne, daha sonra iyi bir aşçı, iyi bir bakıcı, iyi bir temizlikçi, iyi bir psikolog ,iyi bir doktor… oldum. Tek korkum yavrumun anafilaksi riski hayati tehlikesi Allahım esirgesin. Bi’tanecik oğlum seni çok ama çooook seviyorum.

image

Kenar

Sibel ve Ilgın Kaymaz’ın Hikayesi

image
Sevgili Zümrüt Sibel Kaymaz, alerji ile henüz yeni tanışmış bir anne olmasına rağmen onun güçlü ve pozitif yaklaşımı bende hayranlık uyandırdı. Kendisine desteği için teşekkür eder, hikayesinin bir çok anneye örnek olmasını dilerim.

AA: Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?
SK: Adım Zümrüt Sibel Kaymaz. 30 yaşındayım,7 yıllık sınıf öğretmeniyim. 3 yıldır evliyim. Yeni yerler görmeyi, yemek pişirmeyi ve kitap okumayı çok severim.

AA: Kaç yaşında, kaç çocuğunuz var?
SK: 7 aylık bir kızım var, adı Ilgın.

AA: Çocuğunuzdaki gıda alerjisi belirtilerini ilk ne zaman fark ettiniz?
SK: Kızımdaki gıda alerjisini ilk defa 4 aylıkken kakasından kan gelmesi ile fark ettim aslında çok fena telaşa kapıldım çünkü alerji hakkında en ufak bir şey bilmiyordum. Daha sonra anlayınca taşlar yerine oturdu.

AA: Teşhis koyulana kadar nasıl bir süreç geçirdiniz?
SK: Kanlı kaka ile karşılaşınca hemen acile gittik, saat geç olduğu için kendi doktorumuza gidemedik. Gaita testi yaptılar ve test sonucunda kanlı, mukuslu, yeşil, bol lökosit, bol eritrosit yazıyordu. Oradaki doktor besin alerjisi ya da enfeksiyon olduğunu söyledi ve bizi gönderdi. Ertesi gün arkadaşımın kızının doktoruna gittim ve bana süt alerjisi diye birşeyin olmadığını, anne ile bebeğin ilişkisinin göbek bağı ile kesildiğini, benim yediklerimin bebeğime geçmeyeceğini savunan gayet rahat bir doktora denk geldik. Tabi hiç tatmin olmadım kendi doktorumuza kızımın kakasının fotosunu gönderdim, bize ilaç isimleri verdi ve 5 gün kullanmamızı söyledi. Biz de kullanmaya başladık ve kontrol için doktorumuza gittiğimizde, biz elimizde yine kakalı bez ile gittik ve kakaya bakınca bunun bir enfeksiyon değil inek sütü alerjisi olduğunu söyledi. 15 gün boyunca diyet yapmamı, daha sonra 3 gün bozacağımızı ve eğer bozduktan sonra şikayet devam ederse 6 ay boyunca diyet yapmamız gerektiğini söyledi. Cici bebede bile kazein adı verilen süt proteinin olduğunu ambalajlı ürün tüketmememi söyledi. Ben ıhlamurun yanında bol bol cici bebe yiyordum o güne kadar…çikolatalar kekler biskivüler saymıyorum bile… Ben o gün allak bullak olup hemen araştırmalara başladım ve facebooktaki gruba üye oldum. İyi ki de olmuşum.

AA: Teşhis koyulduktan sonra nasıl bir yol izlediniz?
SK: Doktorumuz Bursa Jimer Hastanesi’nde Dr.Erdoğan Yüzkollar ve kendisinden çok memnunuz…Diyete devam ederken İstanbul’a gitmiştim ve orada süt ve süt ürünleri, ambalajlı ürün yemiyordum ama tahinden vazgeçmemiştim, tahinli pide yiyordum ve kızımın kakasında bu noktalar halinde kan çıkıyordu. Kakası ishal ama ben normal diye düşündüm, hep anne sütü alıyor ya sadece…hiç aklıma ishal olduğu gelmiyordu. Üstelik kızım gürültülü bir şekilde patır patır yapıyordu kakasını. 15 gün diyet yapıp hala kan noktalarını görünce bu sefer İstanbul Anadolu yakasında özel bir hastanenin alerji Profesör’üne gittik ve kızıma deri testi yapıldı. Yumurta akı, yumurta sarısı, dana eti ve inek sütü. Orada en çok yumurta akında kızarma oldu ve Profesör bana 3 gün boyunca her şeyi ye, eğer 3 günün sonunda ilk gösterdiğin gibi kan olursa 6 ay diyet ama eğer olmazsa alerji değil dedi. Ben 3 gün herşeyi yedim ve kızımın kakasında kan yoktu, beyaz beyaz parçalar vardı ve mukus. Aldık kakalı bezimizi yine bu Profesör’e gittik ve bana alerjinin geçtiğini öyle anlık bir dokunma sonucu kanın olabileceğini, mukuslu kakayı görmezden gelmemi, kan damlacıklarını görmezden gelmemi söyledi. Birşey bilmiyorum ya, oh geçti dedik sevindik ama kızım yine huzursuz ve patır patır kaka yapıyor. Sonra Bursa’ya döndük ve hemen Erdoğan Bey’e gittik. Alerjinin geçmediğini, nasıl mukuslu kanlı kakaya geçti der diye epey şaşırdı. Bize 6 ay boyunca diyet yapmamı söyledi.

AA: Bu süreçte sizi en çok zorlayan etken ne oldu?
SK: Beni en çok zorlayan etken insanların bana ve kızıma acıyan gözlerle bakması, bu çocuk nasıl büyüyecek şimdi, yazık sen de birşey yiyemezsen sütün azalacak, ah yazık cümleleri oldu.

AA: Size bu süreçte en çok destek veren kişi kim oldu?
SK: Bana bu süreçte en çok eşim ve annem destek veriyor.

AA: Zamanı geri çevirebilme şansınız olsaydı alerji ile mücadelenizde neyi yapmak ya da yapmamak isterdiniz?
SK: Zamanı geri çevirme şansım olsaydı, kan görmeden önce kızımda olan belirtileri farketmek isterdim. Şöyle ki kızım 1 aylıkken bronşit oldu ve 7 gün boyunca antibiyotik kullanmak zorunda kaldı. Sırtına kadar kaka yapıyordu, bunun ishal olmayıp anne sütü alan bebeklerde bu cıvıklık normal diye ısrar ediyordum. 3-4 defa hortum gibi fışkırarak kusmasını üşütmüştür, fazla emzirdiğine bağlamamız. Memeyi istemiyor, yay gibi vücudunu geriyordu ve akşamları uyurken çok ağlıyordu, uyumak istiyor, o yüzden ağlıyor diyorduk. Burun tıkanıklığı için hava soğuk hadi otribebe ile temizleyelim, rahat nefes alsın. Süt olsun diye bol bol tahin pekmez yemeler, sütlü tatlılar, ambalajlı ürünler yedikçe kızımda ağlamalar, huzursuzluk çikolata gaz yaptı sanırım gibi gibi her belirtiye meğer benim bahanem varmış.

AA: Alerji ile yeni tanışan annelere neler önerirsiniz?
SK: Alerji ile yeni tanışan anneler kesinlikle umutsuzluğa kapılmayın, yavrunuzun bir gün bu alerjiyi yeneceğine inanın. Allah başka hastalıklar göstermesin, asla ve asla pes etmeyin ve diyet yaparken kesinlikle bir beslenme uzmanına başvurun, sadece patates yiyerek ya da 20-30 zeytin yiyerek bu sefer gereksiz kilolar alıp kendinize küsmeyin. Benim için alerji bir oyun artık, aa ben onu yiyemem ki ile başlayan 🙂

AA: Ülkemizde gıda alerjisinin daha iyi tanınması ve geniş kitlelerce anlayış gösterilmesi için sizce neler yapılmalı?
SK: Ülkemizde gıda alerjisinin daha iyi tanınması ve geniş kitlelere yayılması için kamu spotları ile tv’lerde tanıtıcı ve bilgilendirici reklamlar yapılabilir. Böylece kimse annesine sormadan bir çocuğa çikolata dahi vermez. Sosyal iletişim kanallarının artması ve alerjinin sadece bir kaç kızarıktan ibaret olmadığı herkese açıklanmalı. Hatta ve hatta ilkokulda farklıyım, farklılığımı seviyorum kazanımı altında alerjisi olan çocuklarımız için alerji hakkında yazılar etkinlikler düzenlenmeli. Kantinlerde denetim olmalı.

AA: Son olarak eklemek istedikleriniz?
SK: Son olarak ise inşallah kızımın alerjisi doğum günü 7 Şubat’ta geçmiş olur ve ben kızım ile pastasını yiyebilirim en büyük dileğim istediğim bu. Ama oldu da geçmedi evet üzüleceğim ama asla vazgeçmeyeceğim çünkü biliyorum ki kızım bir gün iyileşecek çünkü benim kızım Ilgın ..adını kökleri ile toprağa tutunan pembe bir ağaçtan aldı. Öyle güçlü, öyle sağlam tutunsun hayata diye… Tüm alerjili kuzulara şifa diliyorum.

image

Kenar

Deniz ve Beliz Cengiz’in Hikayesi

image Sevgili Deniz Cengiz ile ilk tanıştığımızda çaresiz, kafası karışık, yorgun ve umutsuz bir anneydi. Ama kısa süre içinde inanılmaz bir değişim ile yaşadığı sürece hakim, kendine güvenen ve hepsinden öte umut dolu bir anne oldu. Kendisine bu değişimi başarıp bana bu blogta anne hikayelerini toplama fikrini verdiği için çok teşekkür ederim. O ve onun gibi anneler beni bu bloğu yazmaya ve bildiklerimi paylaşarak değişim yaratamaya teşvik eden en önemli etken oldu. Sevgili Beliz’in bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyorum…

AA: Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?
DC: Merhaba ben Deniz Cengiz, 30 yaşındayım. Akdeniz Üniversitesi Maliye bölümünden mezun olduktan sonra özel bir bankada çalışmaya başladım. Kızımı kendim büyütmek istediğimden işimden ayrıldım.

AA: Kaç yaşında, kaç çocuğunuz var?
DC: 2 yaşında, Beliz adında bir kızım var.

AA: Çocuğunuzdaki gıda alerjisi belirtilerini ilk ne zaman fark ettiniz?
DC: Kızımın alerjisi olduğunu 15 günlükken çocuk doktorumuz tarafından öğrendik. 5 aylıkken kanlı kakayla alerjimiz kesinleşmiş oldu.

AA: Teşhis koyulana kadar nasıl bir süreç geçirdiniz?
DC: Kızım epidural sezeryanla dünyaya geldi ve ilk gün sütümün yetersiz gelmesi sebebiyle hastanede inek sütü bazlı formul mama ile beslendi. Eve gittiğimizde de önce anne sütü, doymazsa mama ile takviye yapmaya devam etmemiz söylendi. Biz de söylenini yapıp 3 gün daha mama takviyesi yaptık fakat kızımda belirgin bir rahatsızlık gözlemlemedik. Ben sütümün gelmesiyle mamayı tamamen kesmek istedim ve yola tamamen anne sütü ile devam ettik. İlk 15 gün boyunca hiçbir sıkıntı yaşamadık, emip uyuyan bir bebekti. 15.gün aniden ağlama krizleri başladı, hiçbir şekilde susturamıyorduk. Doktorumuz sakin olmamızı ve kolik sancıları yaşadığını, 3 aya kadar normal olduğunu söyledi. İlerleyen günlerde ağlama krizlerine kusmalarımız ve ishalimiz de eklendi. Tekrar çocuk doktorumuza muayneye gittik ve inek sütü alerjisi olabileceğini, benim inek sütü ürünleri diyeti yapmamı söyledi.

AA: Teşhis koyulduktan sonra nasıl bir yol izlediniz?
DC: Süt alerjisi bizim için çok yabancı, anlam veremediğimiz bir durumdu. Hemen internetten araştırmaya başladık. Ben diyete başladım ama içimden bir türlü kabullenemiyor, inanmak istemiyordum. Doktorumuz diyeti en az 3 hafta yapmam gerektiğini ancak bu sürede vücuttan inek sütü proteininin arındığını söylüyordu. Fakat diyetine rağmen kızımın ağlama krizleri bitmiyor, hatta giderek artıyordu. Çocuk doktorumuza bunu her söylediğimde dikkat etmemişsindir, kaçak olmuştur diyordu ki ben neredeyse aç yaşıyordum. Bu durum kızım 5 aylık olana kadar devam etti. Sürekli ağlayan, 15 dakikada bir uyanan, her emdiğini kusan, inanılmaz gazlı bir bebek vardı ortada ve ben çok kısıtlı beslenmeme rağmen yol alamıyorduk. Çevremdeki herkes beni eleştiriyor, bir şeyi yok çocuğun öyle şey mi olurmuş yaklaşımında sütün gaz yapıyordur diyordu. Sonunda 5.ayımızda kızımın kakasında süt ürünleri diyeti yapmama rağmen kanla karşılaşmıştım. Yine panikle çocuk doktorumuzu aradığımda yine aldığım cevap öncekilerin aynıydı, “Kaçak yapıyorsundur annesi!”diyor ve ekliyordu senin çocuğunun ciddi bir alerjisi yok öyle olsa bu kadar güzel kilo alamazdı. Telefonu kapatıyordum ama aldığım cevaplar yetmiyordu bir terslik vardı. Ama o kadar yorgun, uykusuz ve açtım ki düşünemiyordum bile. Beliz 5,5 aylıkken eşimin işi nedeniyle Ankara’ya gitmemiz gerekti. Ankara’da kızımın şikayetleri tavan yapmıştı. Artık neredeyse hiç uyumuyor, 24 saat ağlıyor, kusuyor ve ishaldi. Ankara’da bize yakın Bayındır Hastanesi’nde Pediatrik Gastro bölümüne gittik. Doktor kızımın çok ciddi şekilde reflü yaşadığını, ayrıca makatında çatlak olduğunu söyledi. Yaptığım diyete rağmen bu şekilde olmasının nedenini başka gıdalara da alerjisi olduğu şeklinde açıkladı. Sadece patates, zeytin ve elma yemeye başlamıştım. Bu arada kızıma 3 ayrı reflü ilacı kullanmaya başladık ve makatı için de ayrı bir tedavi uyguluyorduk. 1 hafta sonra tekrar kontrole gittiğimizde bana Neocate mamadan bahsetti ve rapor yazdı. Ancak ben anne sütünü kesmek istemiyordum. Bir süre daha anne sütüyle devam ettik ancak katı diyete rağmen hiç bir rahatlama sağlayamıyorduk. Sonunda anne sütünü kesip Neocate vermeye başladık. Yaklaşık 2 hafta içinde sihir gibi bütün şikayetlerimiz gerilemiş kızım büyük ölçüde rahatlamıştı. Ancak 6.ayla birlikte ek gıdalara başlamamızla kabus geri dönmüştü. Ne denersem deneyeyim kızım tepki veriyordu. 1 yaşına kadar 38 farklı gıda denemiştim ama hepsine tepki veriyordu. Çocuk Doktorumuz vermeye devam etmemi kesmememi söylüyordu. Ama ben doğru olmadığını düşünüyor, her tepkide kesip sadece Neocate veriyordum. 6.ayda ve 13.ayda kanda alerji testlerimiz yapıldı, negatif çıktı. 13.ayda yapılan deri testinde yumurta akına ve tavuğa alerjisi çıktı. Akdeniz Üniversite’sinin Çocuk gastro profosörüne gitmeye başladık. Kızımın geçmeyen gaz sancıları ve reflüsünden dolayı rektal biyopsi yapılmasını istedi. Bağırsaktan alınan parçanın patolojiden çıkan sonucu proktokolit oldu. Peki proktokolit neydi, şimdi ne yapmalıydık cevap yoktu. Aldığımız cevap çocuğunuzun gelişimi çok iyi, büyük tepkiler vermiyor, gıdaları vermeye devam edin. Peki ne verelim, ne kadar verelim, hangi noktada keselim cevap yoktu. Önemli de değildi. Gastro hocasının kızıma koyduğu son teşhis fusiness (alıngan) olmuştu! Yaptığım araştırmalar sonucu proktokolitin alerjiye bağlı bağırsakta oluşmuş iltihap olduğunu öğrendim. Endişe ve korkularım ikiye katlanmıştı. Bu arada kızım 13 aylık olmuştu ve Neocate dışında sıkıntısız tüketebildiği hiçbir besin yoktu. Bu defa Akdeniz Üniversite’sinin Çocuk Alerji Profosörüne gitmeye karar verdim. Test sonuçlarımızı inceleyip, kızımı muayene ettikten sonra bana denememi istediği 3 gıdayı yazmıştı. Bu defa umutlanmıştım. Sıfırdan bu gıdaları denemeye başladım, sonuç yine uykusuz geceler, artan reflü, ağlama krizleriydi. Fakat bu doktor da bu tepkilerin önemli olmadığını hatta gerekirse astım olsun, onun bir ilacı var ama gıdasız kalamaz diyordu! Ama gıdalar alerjense vücuduna nasıl yarayacak dediğimde de azarlanıyor, alay ediliyordum. Kızım 19 aylık olmuştu ve hala tüketebildiği tek bir besin bile yoktu. Bana göre ciddi bir çoklu besin alerjisi yaşıyorduk ama çevremdeki herkes, doktorlar dahi inanmıyordu. Uykusuz internetin başında geçen gecelerden birinde Facebook’ta süt proteini alerjisi grubuna rastladım. İşte bizim miladımız o gün oldu. Yaşadığımız sıkıntıları paylaşmamla beraber benim gibi bu durumu yaşayan anneler bana yardım ediyordu. Özellikle bunlardan bir tanesi Özlem Ceylan’nın bize katkılarını inkar edemem. Bizi diğer bütün alerjili anneleri kurtaran, vicdanlı, sağduyulu ve kuşkusuz alerji konusuna inanılmaz hakim Prof.Dr.Fügen Çullu Çokuğraş’la karşılaştırdı. Kızımın tedavisini 19 aylıktan itibaren Fügen hoca yapıyor. Kendisine gittiğimizde bizi detaylı şekilde muayene edip tüm hikayemizi dikkatle dinledi ve ilk defa beni anlayan çocuğumun yaşadıklarımı anlayan bir doktora rastlamıştım. Bu hastalığın tek ilacı olan doğru diyet programını ve miktarını planlayıp bütün süreci gerek kaka resimleriyle, gerek maille aylar boyu kilometrelerce öteden götürdü. Bugün kızım Fügen hoca sayesinde patates, kabak ve zeytinyağını sıkıntısız tüketebiliyor ve yeni gıda denemelerimizi yine hocamın desteğiyle götürüyoruz. Bu bizim için büyük bir mucize gibiydi. Her ne kadar reflü belamız henüz bitmemiş de olsa, artık ondan bir adım öndeyiz.

AA: Bu süreçte sizi en çok zorlayan etken ne oldu?
DC: Bu süreçte beni en çok zorlayan kızımın reflüsü oldu. Alerjen gıda tüketmesek bile reflümüzü tetikleyen herhangi bir şey olduğunda (örneğin yolculuk) kızım saatler süren karın ağrıları yaşıyor, mama alımı çok zor ve uzun sürüyor.

AA: Size bu süreçte en çok destek veren kişi kim oldu?
DC: Bu süreçte yine en büyük destekçim eşim oldu. Bütün hayatımızı Beliz’in reflüsü üzerine yaşıyoruz. Bu konuda da yine en büyük yardımı eşimden görüyorum. Ayrıca yorgun olduğum bir çok gece Beliz’le ilgilenip uyumama imkan tanımasının da çok yardımı oldu.

AA: Zamanı geri çevirebilme şansınız olsaydı alerji ile mücadelenizde neyi yapmak ya da yapmamak isterdiniz?
DC: Zamanı geri çevirebilseydim, reflüsü olan bebeğimi asla sallayarak uyutmazdım ki her yatırmaya kalktığımda çığlık çığlığa ağlayan hali hala gözümün önünden gitmez. Ayrıca yatarak beslemezdim, beslenme sonrası hemen uyutmazdım. Tüm bunlar bugün alerjiden bağımsız kızımı reflü hastası yaptı. Gıdaları denerken çok az miktarlarda çok yavaş dener, acele etmezdim, tek tek giderdim. Baştan itibaren bir günce tutardım.

AA: Çocuğunuza alerjisini nasıl anlattınız? Bazı gıdaları yiyememesini nasıl açıkladınız?
DC: Kızım kelimeleri henüz telaffuz etmeye başladığından ve neredeyse birçok besine alerjisi olduğundan ona alerjisi olduğundan hiç bahsetmedim. Biz yemek yemeden önce onun karnını doyurmuş oluyorum, bu şekilde herhangi bir istekte bulunmuyor. Bunun dışında önünde oturup herhangi bir şey atıştırmıyoruz.

AA: Alerji ile yeni tanışan annelere neler önerirsiniz?
DC: Alerji ile yeni tanışan annelere öncelikle kendilerini ve çocuğun şikayetlerini anlayabilen bir doktor bulmalarını tavsiye ederim. Alerji çok uzun bir yol ve bu yolculuk tek başına yapılamayacak kadar karmaşık, zor ve riskli. İşlerin yolunda gitmediğini hissettikleri zaman başkalarının söylediklerine aldırmadan nedenini bulana dek çabalamalarını öneririm. Ne olursa olsun alerjen gıdaları evde tek başına denememelerini öneririm.

AA: Ülkemizde gıda alerjisinin daha iyi tanınması ve geniş kitlelerce anlayış gösterilmesi için sizce neler yapılmalı?
DC: Ülkemizde maalesef alerji doktorlar tarafından bile yeterince araştırılıp, ciddiye alınmıyor. Bu nedenle bence gıda alerjisi adı altında yardımlaşma dernekleri kurulmalı ve buralarda doktorlarımız ve gönüllü danışmanlar bulunmalı. Okullarda özellikle alerji hakkında öğretmen ve öğrenciler bilinçlendirilmeli. İnsanlar dışarda gördükleri çocuklara kafalarına göre yiyecek vermekten vazgeçmeli. Ayrıca yenidoğan birçok bebeğe inek sütü bazlı mama takviyesi gerekmedikçe yapılmamalı anne sütü teşvik edilmeli.

AA: Son olarak eklemek istedikleriniz?
DC: Alerjiyle olan bu mücadelemde ve özellikle bizim için dönüm noktası olan Prof.Dr.Fügen Çullu Çokuğraş’ı bulmamda ve gitmemde destek olan Özlem Ceylan’a teşekkür ederim. Bu bloğu kurarak bir çok anneye yalnız olmadığını hissettirdiği, bilgilendirdiği ve farkındalık yarattığı için de ayrıca teşekkür ederim. Çocuklarımızın en kısa zamanda ağrısız, sızısız, sıkıntısız her şeyi yiyebilmesini diliyorum.

image

Kenar

Münevver ve Gümüşnisa Dalkılıç’ın Hikayesi

image
Sevgili Münevver Dalkılıç, fedakarlık dolu hikayesini tüm içtenliği ile bizlerle paylaştığı için kendisine teşekkür eder, hikayesinin bir çok anneye örnek olmasını dilerim.

AA: Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?
MD: Ben Münevver Dalkılıç, Akdeniz Üniversitesi Seyahat acentacılığı mezunuyum. 4 yıllık evliyim.

AA: Kaç yaşında, kaç çocuğunuz var?
MD: 2,5 yaşında inek sütü alerjisi olan Gümüşnisa adında bir kızım var.

AA: Çocuğunuzdaki gıda alerjisi belirtilerini ilk ne zaman fark ettiniz?
MD: Alerjiyi kızım 3 aylıkken farkettim, ben yemek yerken yalanmaya başladı, ben de dudaklarına biraz yoğurt sürmüştüm hemen kızardı. İlk defa yediği için normal zannettim, hiç böyle birşeyle karşılaşmadım ve duymamıştım. (başımıza gelene kadar)

AA: Teşhis koyulana kadar nasıl bir süreç geçirdiniz?
MD: Bulunduğum yerde alerji bölümü yok malesef doğumu 29.08.2012, Ağustos ayına gelmişti ve Antalya’da havalar çok sıcak olduğu için isilik olarak koydular adını, çünkü ilk baştaki belirtileri sadece kızarıklık ve kaşıntıydı.

AA: Teşhis koyulduktan sonra nasıl bir yol izlediniz?
MD: Ben sürekli belirtilerini araştırarak tahmin etmiştim, çok zor bir süreçti tabi ki tecrübesizlik. Özellikle ek gıdaya geçiş dönemleri, ne yedireceğini bilememek, çok şükür ki 2 yaşına kadar emdi. Ağzıma süt içeren hiç birşey koymuyordum, emdiği için yediklerim geçiyordu. Evimize süt içeren hiç birşey almıyorduk, uzun bir süre evden dışarı çıkmadım. (misafirlik yani)

AA: Bu süreçte sizi en çok zorlayan etken ne oldu?
MD: Pregomin mamayı hiç yemedi, sürekli aynı şeyleri zorla yedirmek zorundaydık. Diğer arkadaşların da yazdığı gibi ne yaşadığımızı bilmeyen kişilerin bu kadarcıktan birşey olmaz, canı çekmiştir diye gizli kaçamak birşeyler veren insanlarla uğraşmak beni çok zorlamıştı.

AA: Size bu süreçte en çok destek veren kişi kim oldu?
MD: En çok desteği kardeşim verdi çünkü babamız bile arada birşey olmaz diye verme dememe rağmen veriyordu. Çünkü babamız kriz dönemlerine hiç şahit olmadı, işten gelene kadar çocuk rahatlamış oluyordu.

AA: Zamanı geri çevirebilme şansınız olsaydı alerji ile mücadelenizde neyi yapmak ya da yapmamak isterdiniz?
MD: Zamanı geri çevirseydik, hamilelik döneminde doktorun verdiği kalsiyum hapını hiç kullanmadım, haptan alacağı desteği ben doğal yoldan vereyim diyerek çok yoğurt ve süt tükettim. Herşeyin fazlası zarar derler ya gerçekten doğru belki gene olacaktı ama ben şu an kendimi suçluyorum. Eğer çocuğumu 2,5 yaşında bu kadar herşeyden mahrum bırakacağımı bilseydim daha az inek sütü tüketirdim.

AA: Çocuğunuza alerjisini nasıl anlattınız? Bazı gıdaları yiyememesini nasıl açıkladınız?
MD: Daha 2,5 yaşında, anlaması mümkün değil ama bu anne ve babalar için bunu sadece büyükler yiyebiliyor, bunun içine böcek girmiş, bu kokuyor zaten diyerek açıklıyorum. Bu yaptığım ne kadar doğru bilmiyorum, bazen arkadaşlara yemeye gittiğimde sofrada yoğurdu gördüğü zaman anne kokuyor diyor ve bu beni o kadar çok üzüyor ki anlatamam.

AA: Alerji ile yeni tanışan annelere neler önerirsiniz?
MD: Bu çok zor bir süreç, biz bunu yaşamış anneler olarak aslında neler önersek boş, yaşaya yaşaya tecrübe edecekler. Sadece zaman ve sabır, daha sonra bakacaklar ki hayatları sadece çocuğunun yiyebildikleriyle sınırlı, onun yiyemediği hiç birşey boğazlarından geçmediği…sadece SABIR

AA: Ülkemizde gıda alerjisinin daha iyi tanınması ve geniş kitlelerce anlayış gösterilmesi için sizce neler yapılmalı?
MD: Ülkemizde insanlarımız malesef bu konuda hiç duyarlı değil. Almanya’da yaşayan yeğenim bir çok markette alerji bölümü var, aklına gelen herşey var, içinde süt olmayan herşeyi bulabiliyorsun diyor. Burada neden yok? Sağlıklı olmayabilir ama ben çikolata veya başka bişey yedirmek istiyorum ama ya süt tozu ya peynir altı suyu var veya çok arayacaksın ki öyle bulacaksın. İnsanlarımıza gelince komşum dondurmayı eline veriyor çocuğunun oynaması için bize yolluyor ve kızımın alerjisini bildiği halde. Bence ilk önce insanlarımız bilinçlendirilmeli. Tv’de o kadar gereksiz program var ki, bu tarz alerji üzerine yapılsa ne kadar faydalı olur.

AA: Son olarak eklemek istedikleriniz?
MD: Son olarak eklemek istediğim Allah hepimizin yardımcısı olsun, çok zor birşey ilaçla tedavisi yok. Sadece zaman ve sabır, insanın hayatındaki tek değerli şey olan çocuğundan saklı gizli yoğurt vb şeyler yemesi kadar acı ve üzücü. Allah beterinden saklasın diyelim. Böyle bir sayfa açtığınız için çok teşekkür ederim. Umarım sizin sayenizde sesimizi duyururuz da bu konuya dikkat çekeriz.

image

Kenar

Begüm ve Alya Uçar’ın Hikayesi

imageMinik Alya’nın hikayesini dinleyen herkesin onun bir mucize bebek olduğu konusunda hemfikir olacağına inanıyorum. Onun hayata tutunma çabası ve annesi Sevgili Begüm Uçar’ın sabrı ve azmi hepimize çok güzel bir örnek teşkil ediyor. Hikayesini tüm detayları ile bizimle paylaşan Begüm Hanım’a çok teşekkür ederim.

AA: Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?
BU: Öncelikle bu blog için kendi adıma teşekkür ederim. 28 yaşındayım Turizm seyahat işletmeciliği mezunuyum ve 5 yıldır evliyim. Evlendikten 1 yıl sonra butik pastacılık serüvenime başladım. 1,5 yıl evden devam ettim işime ve dükkan açmaya karar verdim.

AA: Ne zaman, nasıl anne oldunuz?
BU: Bu arada çocuk istiyorduk ama bir türlü isteğimize ulaşamıyorduk. Sonunda kadın doğum uzmanımız tüp bebek tedavisine başlamamımızı önerdi ve hayatımız bununla beraber değişime uğradı. İlk denememizde başarılı sonuç aldık. Artık hamileydim ve çok mutluyduk. İş için dükkan tuttum ama 2 aylık hamileydim ve şiddetli bir kanama geçirdim ama bebeğim benimleydi. Hayata sıkı sıkı tutundu, kanamam devam ediyordu, hastanede ve evde tedaviyle yatarak 5.ayın sonuna geldim. Artık kanamam durmuştu. Herşey yolunda derken bir gece sancım başladı, açılma vardı ve yine yatmaya başladım. İki günde bir doktoruma muayeneye gidip geliyordum çünkü suyum da gelmişti. 7.ayıma girdiğim gün kontroldeydim ve doktorum bebeğimin suyu kalmadığını mecburen doğuma almaları gerektiğini söyledi. 31 haftalık canım kızım Alya’m dünyaya geldi. 20 gün kuvezde kaldı. Çok şükür hayati tehlikeyi yine yendi ve evimizdeydi. Alya şu an iki yaşında.

AA: Çocuğunuzdaki gıda alerjisi belirtilerini ilk ne zaman fark ettiniz?
BU: İlk 1 ay hiç sorun yoktu. Doktorumuz tepki vermemesini erken doğumuna bağladı. 1 ay sonunda şiddetli kusmalar, yeşil ve mukuslu kaka, solunum problemi başladı. Bazen kesintisiz en az 2 saat ağlama krizleri geçiriyordu.

AA: Teşhis koyulana kadar nasıl bir süreç geçirdiniz?
BU: Teşhisimiz aslında çocuk doktorumuz sayesinde çok geçmeden kondu. Bu konuda şanslı olanlardanız. Ancak bu sürede bizi yıpratan alerji teşhisi koyulurken girdiğimiz ultrasonda öğrendiklerimiz oldu. Kızımızın polikistik böbrek hastası olduğunu yani (2 böbrek ve karaciğerinde çok sayıda kist olduğunu) bunun da hipertansiyona yol açtığını ve sol kalp kapakçığının gevşek olduğunu öğrendik. Hayatımız alt üst olmuştu.

AA: Teşhis koyulduktan sonra nasıl bir yol izlediniz?
BU: Çocuk doktorumuz yolumuza alerji için bir Gastroenteroloji doktoruyla devam etmemizi söyledi. Prof.Dr.Tufan Kutlu’ya gittik ve şiddetli reflümüz olduğunu, yemek borusunda tahriş olduğunu söyledi ancak alerjiyle başa çıkarsak yani kaçak olmazsa reflüyü atlatacağımızı söyledi. Gerçekten de reflüyü 2 ayda yendik. Sadece mama ile besleniyordu o dönemde Alya hatta 15 aylık olana kadar tek gıdamız mamaydı diyebilirim. Her denememiz hüsranla sonuçlandı. Çok uzun süreli ishaller (en az 20 gün) yaşıyordu aynı zamanda ishale bağlı popoda egzama.

AA: Bu süreçte sizi en çok zorlayan etken ne oldu?
BU: Bu süreçte en çok bizi yıpratan olay alerjik gıda alımındaki huzursuzluktu. Çünkü alerjiden mi, böbrek sancısındanmı ağladığını ayırt etmek zor oluyordu. Tabi bu süreçte 2 anafilaksi olayımızda var. İlki pirinç unuyla yaptığım muhallebi, diğeri ise tamamen benim ihmalim olan çikolata. Misafirlikte arkadaşımın oğlu bebekte yesin diye vermiş:)) Şimdi gülüyorum belki ama o zaman inanın dünyam başıma yıkıldı, benim hatamdı. Yedikten 15 dk sonra ağzı sarı sarı köpürdü ve arabaya inene kadar bu devam etti yolda solunum durdu. Neyseki hastahane çok yakın, hemen müdahale edildi.

AA: Size bu süreçte en çok destek veren kişi kim oldu?
BU: Bana en büyük desteği eşim verdi. Yeri geldi benden çok araştırdı, alerji sitelerine üye oldu. Geçmiş yazışmaları ve sizin hazırladığınız dosyalar bölümünü ezberledi neredeyse.

AA: Zamanı geri çevirebilme şansınız olsaydı alerji ile mücadelenizde neyi yapmak ya da yapmamak isterdiniz?
BU: Keşke o günlere dönsem… Tek isteğim kızıma anne sütünü biraz daha vermek olurdu. Alya doğumda 20 gün küvezde kaldı demiştim, sonrasında geçirdiği zatürre nedeniyle tekrar yoğun bakıma alındı, o dönemde alerjisi için daha Tufan beye gitmemistik. Yoğun bakıma kızımı görmeye gittiğim anda ben içerdeyken kalbi durdu:(((( ve güldür güldür gelen sütüm azaldı. Tufan bey keselim tamamen nasılsa az dedi. Tek pişmanlığım diyebilirim.

AA: Bildiğim kadarı ile bir biorezonans denemeniz de oldu. Alerjiyi %100 iyileştirebileceği vadedilen bu yöntem ile ilgili deneyiminizi bizimle paylaşır mısınız?
BU: Hem bir arkadaşımız hem de forumlardaki yazışmalarda biorezonans tedavisini duyduk ve denemeye karar verdik. Baştan herşey tamamdı, alerji için en geç 6 ayda tedavi olacağımızı sadece kızımı seanslarda sabit tutmam gerektiğini söylediler. Küçük olduğu için zor olacağını biz de düşündük ama uyku saatlerinde burada uyutup yaparız dediler ve kanımızı verdik. Sonuçlar için çağırdıklarında yüzden fazla alerjene sahip olduğumuzu ve tedavinin belki de yıllarca sürebileceğini bunun da yüksek meblağlara mal olacağını anlattılar. Herşey baştan tamamdı bizi heveslendirdiler, sonradan böyle konuşmalarına eşim çok kızdı. Belki de diğer sağlık problemlerinden cesaret edemediler dedik. Araştırma yaptığım dönemde bu teknikle kesin sonuç alan çok az kişiye rastladım. Eğer gerçekten alerjinin tedavisi olsaydı, bence hiç beklenmezdi dünyada, bu konuda maddi manevi kazanacak çok insan var. Dediğim gibi en iyi ilaç zaman.

AA: Çocuğunuza alerjisini nasıl anlattınız? Bazı gıdaları yiyememesini nasıl açıkladınız?
BU: Şu an için çok sorun yaşamıyoruz. Gittiğimiz yerlerde ona göre yemek yapılıyor ya da ben yanımda götürüyorum. Ama aklı erdiğinde ben bu durumu çocuğa bilinçli olarak anlatılması taraftayım. Onlar pis yeme diyenler oldu tabi çevrede ama öyle demeyin sonuçta bir gün yiyecek o zamanda bu pis derse ne olacak diyenlerdenim.

AA: Alerji ile yeni tanışan annelere neler önerirsiniz?
BU: Tek çözüm telaş yapmadan sakin olmak. Evet hepimiz üzüldük, telaş yaptık. En iyi tedavi; iyi bir doktor ve zaman.

AA: Ülkemizde gıda alerjisinin daha iyi tanınması ve geniş kitlelerce anlayış gösterilmesi için sizce neler yapılmalı?
BU: Keşke çocuk doktorlarımız biraz daha bilinçli olabilse. Alerji adına bazen yurt dışında yazılan makaleleri okuyorum, ülkemizde neden olmasın diye içimden geçiriyorum. Bu tür araştırmalarla toplumun bilinçlendirilmesi gerek diye düşünüyorum.

AA: Son olarak eklemek istedikleriniz?
BU: Eklemek istediğim tek şey bazen anneler çok üzülüyor ve kendini yıpratıyor. Bu durum geçici bir süreç. Ben kızımın diğer rahatsızlıklarını düşününce ya da hastanelerde çaresiz anneleri görünce alerji ne ki diyorum. Hatta alerjimiz olduğu için sükrediyorum bazen, bu sayede diğer rahatsızlıkları meydana çıktı. Önceden tedbir aldık. Belki de çok daha kötü sonuçlarla karşılaşabilirdik. Alerji bizlerden korksun 🙂

image