Alerji ile Yaşam Derneği’nin Açılışına Davetlisiniz!

Bundan 5 yıl önce anne-bebek forumlarında Alerji hakkındaki sorulara cevap vermemle başladı herşey… Kim derdi ki sonu bu olacak… Aslında bu bir son değil, yeni yepyeni bir başlangıç…

Alerji hakkında çevremdeki herkesin bilgilenmesi için çıktığım bu yolda 2 yıl önce bu bloğu yazmaya başlamıştım. Blogla beraber sesim binlerce aileye ulaştı. Onları Alerji ile Yaşam Platformu altında bir araya getirmeye ve aralarında sosyal bir ağ oluşturmaya karar verdim. 1,5 yılda 13.000 üzerinde alerjik çocuk sahibi aileye ulaştık. Bu süre zarfında tecrübelerimizi paylaştık, yemek tarifleri ürettik, kah ağladık kah sevindik ama hep beraberdik…

Bu beraberlik öyle güçlü bir bağ kurdu ki, tek başımıza cılız çıkan sesimiz gürleşti, Alerji ile Yaşam Platformu’nun duvarlarına vura vura yankılandı. Ama kimse bizi orada duyamazdı… Sesimiz artık dışarıya çıkmalı ve daha geniş kitlelere ulaşmak için kurumsal bir çatı altında birleşmeliydi. Bu amaçla 17 Mart 2016 tarihinde Alerji ile Yaşam Derneği kuruldu. Türkiye’nin ilk ve tek alerji hastaları derneği…

Şimdi resmi açılışımızı gerçekleştirmek için 8 Mayıs Pazar günü, Elite Hotel Dragos’ta buluşuyoruz. Tüm alerjik çocuk aileleri davetlidir…

Davetiye

Reklamlar

Modern Çağın Salgını:Alerji Semineri

Ekran Yakalamaları23

Modern Çağın Salgını: Alerji

Alerjik Anne bloğunun yazarı ve Alerji ile Yaşam Platformu kurucusu Özlem Ceylan, 40 yıldır beraber yaşadığı alerji serüvenine 5 yaşındaki ileri derecede besin alerjisine sahip oğlunun da eklenmesi ile biriktirdiği bilgi ve tecrübeleri sizlerle paylaşmak adına 21 Ekim Çarşamba 2015 tarihinde Happy Nest’te konuğumuz oluyor.

Modern çağın salgın hastalığı alerji ve onunla nasıl yaşanacağına dair ipuçlarının paylaşılacağı seminerde;

  • Alerji nedir? Anne çocuğunda hangi belirtilere dikkat etmelidir?
  • Hangi durumda hangi uzman hekime başvurulmalıdır?
  • Alerji teşhisinde kullanılan test ve yöntemler nasıl uygulanır?
  • Anafilaksi nedir? Anafilaksi acil eylem planı nasıl hazırlanmalıdır?
  • Besin alerjisi nedir? Genel alerjen besinler hangileridir?
  • İnek sütü alerjisi ve laktoz intoleransı arasındaki fark nedir?
  • Besin alerjisinde eliminasyon diyeti nasıl uygulanır?
  • Alerji çocuklara nasıl anlatılmalıdır?

konularında Özlem Ceylan kendi bilgi ve deneyimlerini aktararak kafanızdaki soru işaretlerini cevaplandıracak. Alerji teşhisi olan bir çocuğunuz varsa veya çocuğunuzda alerji olabileceğine dair şüpheleriniz mevcutsa seminerde paylaşılacak bilgiler sizlere ileriye yönelik ışık tutacak.

21 Ekim Çarşamba, saat 11:00-13:00

Ücretsiz

Rezervasyon 212 257 87 87

Adres bilgileri için http://www.happynest.com.tr

Alerjik Anneler buluşuyor!

imageFacebook üzerindeki Alerji ile Yaşam Platformu üyelerimiz, nam-ı diğer Alerjik Annelerimiz, her ilde buluşma toplantıları yapmaya başladı. Birbirini uzun zamandır yazışmalardan tanıyan, ortak sıkıntılar paylaşan anneler, nihayet bir araya gelerek yüz yüze dertleşip birbirlerine moral ve destek veriyorlar.

İlki Antalya’da gerçekleşen Alerjik Anneler buluşmasını İstanbul Anadolu Yakası Annelerinin buluşması takip etti. Ocak 2015’te İstanbul Avrupa yakası buluşması ve Anadolu yakası ikinci buluşmasını gerçekleştireceğiz. Diğer illerimizden de bu buluşmaların devamını bekliyoruz. Keza Alerjik Annelerimiz sadece İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlerde değil, Türkiye’nin geneline yayılmış durumda. Van, Erzurum, Gaziantep, Mersin, Tekirdağ ve daha nice şehirde sizinle benzer sıkıntılar yaşayan annelerle bir araya gelebilir ve dertlerinizi dinleyip sizi belki de herkesten daha iyi anlayabilecek dostlar edinebilirsiniz.

Alerjik Anne buluşmalarını kendi şehrinizde düzenlemek veya mevcut buluşmalara katılabilmek için Alerji ile Yaşam Platformu‘na üye olunuz. Bekliyoruz…

image

Çocuğunuz için bir iyilik yapın: Mükemmel Anne Olmayın!

image
Son yıllarda hayatımızın modernleşmesi ile beraber anneliğin tanımı da yeniden yazıldı. Artık yeni nesil anneler, bir şehir efsanesine dönüşen “Mükemmel Anne” olma yarışı içerisinde. Bu salgın öyle yayıldı ki etrafımda gördüğüm çoğu anne, çocuklarını o aktiviteden bu aktiviteye götürme, en sağlıklı, en organik yiyeceği arayıp bulma, tüm hünerlerini en leziz yemek tariflerinde gösterme, en iyi, en güzel kıyafeti, oyuncağı, şampuanı, kremi vs…kullanma çabası içerisinde….ve maalesef bu koşuşturmaca içerisinde çocuklarının en temel ihtiyaçlarını gözden kaçırmakta, sadece ve sadece “anne” olmayı unutmaktalar.
“Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirin” kavramı günümüz annelerince çok yanlış anlaşılıyor kanısındayım. Çünkü sadece çocuğunuzun neler anlattığını dinlediğiniz, ona kitap okuduğunuz, masal anlattığınız ya da hiç konuşmadan bile yanyana oturup saçını okşadığınız zamandan daha kalitelisi olabilir mi? Mükemmel anne olmak imkansız ama iyi bir anne olabilmek için bazen sadece içgüdülerimizi dinlememiz yeterli. Her anne hata yapabilir, her anne çaresizliğe kapılabilir. Bunun anormal olarak algılanmaya başlanması maalesef annelere kendilerini daha da karamsar ve çaresiz hissettiriyor. Çünkü tüm sosyal medya ve çevremiz “mükemmel anne” örnekleriyle dolu. İnternetin yaygınlaşıp özel hayatın sosyal medyada çok (ve yanlı) teşhir ediliyor olması, etrafımızda bize sürekli ne yapıp ne yapmamamız gerektiğini söyleyen psikologlar, doktorlar, bilirkişiler, bloggerlar olması, her yeni çıkan araştırma ile bir öncekilerin aslında çocuk için yararlı değil zararlı olduğunun açıklanması… Bazen tüm bunlar beni bir anne olarak çok yoruyor. En doğrusunu yapacağım derken hiç bir şeyi doğru yapamadığını düşünüyor çünkü insan… Hele ki sağlık sorunları yaşayan bir çocuk büyütüyorsanız, bu baskı iyice üzerinize biniyor ve anne olmayı bir kenara bırakıp “mükemmel anne” olma çabasıyla hem kendinizi hem de çocuğunuzu farkında olmadan mutsuz edebiliyorsunuz.

Alerji hala toplumumuzda basit bir kızarıklıktan ibaretmiş gibi algılansa da alerjik çocuk büyüten anneler bunun ne kadar zor ve yorucu bir mücadele olduğunu bizzat yaşayarak görüyor. İşin aslı, bizler daha çok erken yaşlarda “yasaklarla” çocuk büyütmek zorundayız. Emziren bir annenin yaptığı katı diyet, oldukça kısıtlı bir beslenme ile sağlıklı bir çocuk büyütmeye çalışmak, çocuğunu aktiviteleri falan bir yana bırakın yakın arkadaşının doğumgününe bile götürememek, okul seçerken sadece eğitim kalitesine değil ilk önce çocuğun neyi nasıl yiyebileceğine önem vermek, çocuğunuzu her çocuk gibi normal olduğuna inandırmaya çalışmak, tüm bunlar besin alerjisinin ölümcül sonuçlar bile doğurabileceğini bilmeyenler için hiç bir şey ifade etmeyebilir. Sonuçta herkes yaşadığını bilir…

Bu nedenle geçen hafta okuduğum ve okurken çok etkilendiğim alerjik bir çocuk annesinin hikayesini sizlerle paylaşmak istedim. Heather Hewett, Allergic Living dergisinde hikayesini şöyle anlatıyor:

9 yıl önce çocuğuma besin alerjisi teşhisi koyulduğunda bir anne olarak ileride yaşayacağım endişe, suçluluk ve pişmanlığı tahmin bile edemezdim. Zaten çocuğumu neyle nasıl besleyeceğimi, okula nasıl yollayacağımı, Epipen oto-enjektörü nasıl kullanacağımı düşünmek bile yeterince zordu. Hepsinin üzerine çocuğuma bir de Çölyak teşhisi koyulunca herşey daha da zorlaştı. Ama geçmişe dönüp baktığımda en zoru ne kadar temkinli olursam olayım hata yapmış olmaktı.
Bir ebeveyn için en korkunç tecrübe çocuğunun anafilaksi geçirmesine şahit olmaktır. Ama hazırladığınız bir yiyecek ile buna sebep olan siz olunca, olay sonrası yaşadığınız psikoloji çok acımasız olabiliyor. Örneğin, bir yaz akşamı eşimle ben yemek hazırlarken o zaman 6 yaşında olan kızım arka bahçede kardeşi ile oynuyordu. Masaya iki bardak süt getirip bıraktım, birinde oğlum için inek sütü, diğerinde ise süt alerjisi olan kızım için soya sütü vardı. Ben içeriye girdiğim esnada kızım ve oğlum masadaki yerlerini değiştirdikleri için acil serviste uzun ve üzücü bir gece geçirmek zorunda kaldık. Ertesi gün kızım, yataktan kalktığında bir kaç doz yapılan adrenalin iğne ve steroid ilaçların verdiği sersemlik dışında gayet iyi hissediyordu. Oysa ben zar zor hareket edebiliyor, sanki bir trafik kazasından kurtulmuş gibi hissediyordum. Olayın ardından haftalar geçmesine rağmen kafamın içindeki kendini suçlama yankıları halen susmuyordu. Nihayet hayatıma devam etmeyi başarabildim ama suçluluk ve pişmanlık bastırılsa da kafamın içinde bana “kötü bir anne” olduğumu söyleyen fısıltılar devam ediyordu. Annelik hakkında yazılan bir kitapta bu hikayemi paylaşınca besin alerjisine sahip çocuk anneleri ile bu konu hakkında söyleşmeye başladık. Annelerden biri emzirdiği süre boyunca diyetinde kaçak yaptığı için kızının devam eden alerji ve egzemalarından kendini sorumlu tutuyor, bir diğeri oğlunu desensitazyon tedavisine başlatıp eozinofilik özofajit (yemek borusu iltihaplanması) geçirmesine neden olduğu için kendisini suçluyordu. Yakın bir arkadaşım uzun süre “Her iki sütü nasıl karıştırırsın!” deyip ancak aynı olay bizzat kendi başına gelince beni anlayabildi. Facebook gruplarında ve bloglarda bir çok benzer anne itirafları okudum. Aynı marka ama farklı cins kurabiyelerin sadece birisinin içeriğini okuyup satın alan anne, çocuğunun bu nedenle anafilaksi geçirmesi üzerine “Neredeyse çocuğumu kendim öldürecektim!” diye başlık atması beni gözyaşlarına boğdu. Çocuğunda fıstık alerjisi olan başka bir arkadaşım konuyu çok güzel özetleyerek “Başka bir insanı affetmek kolaydır. İnsanın kendi hatalarını affetmesi daha zordur. Eğer 10.000 tane şeyi doğru yapıp sadece bir şeyi yanlış yapıyorsam, hep o bir hatanın üzerine yoğunlaşırım. Maalesef başka bir anneye gösterdiğim anlayışı kendime gösteremiyorum.” diye açıkladı.
Ama esas olan, ne kadar dikkatli olursak olalım, içerik etiketlerini kaç kez okursak okuyalım, çocuğumuzun çevresindekileri ne kadar kontrol edersek edelim, sonuçta hepimiz insanız! Hata yapabiliriz, peki kendimizi affetmemiz neden bu kadar zor?

Görüldüğü gibi besin alerjisi tüm dünyada aileleri hem fiziksel hem zihinsel hem de duygusal olarak çok yıpratıyor. 2005 yılında Kanada’da yapılan bir araştırmaya göre alerji yönetimi ağırlıklı olarak annenin sorumluluğunda ve bir çok anne bu mücadelede çevresinden yeterli desteği alamadığından şikayetçi. Yine 2009 yılında İngiltere’de yapılan benzer bir araştırmada alerjik çocuk annelerinin daha düşük hayat kalitesine ama babalara göre daha yüksek endişe ve strese sahip oldukları ortaya çıkmış. Amerika’da yapılan bir ankette de çoğu annenin çocuklarının alerjisi konusunda eşlerinden daha fazla endişe taşıdıkları sonucuna varılmış. Aslında annelerin çocukları ile daha çok vakit geçirdiği düşünüldüğünde ortaya çıkan sonuç şaşırtıcı bulunmamalı. Ancak çocukla daha çok vakit geçiren, onun yediklerini hazırlayan ve kontrol eden anne olunca ortaya çıkan herhangi bir hata da tüm sorumluluk annenin omuzlarına binmekte. Besin alerjisinin anneler üzerindeki etkisini düşünürken ister istemez anneliğe olan bakış açımızı da gözden geçirmemiz gerekiyor.

Ben de alerji yönetiminde hatalar yapmış ve halen pişmanlıklar yaşamakta olan bir anne olarak geçmişteki hatalardan ders alıp kendimi affetmeye ve sadece bugüne odaklanmaya çalışıyorum. Yarına dair hayaller kurmak elbette motive edici, kim çocuğunun bir sonraki yaş gününde pasta yiyebilmesini istemez ki…ama geçmiş tecrübelerimden geleceğe dair hedefler koymanın da büyük hayal kırıklıkları getirebileceğini biliyorum. Alerjik çocuk büyüten tüm annelere tavsiyem bu süreç ister kısa olsun ister uzun, çocuğunuzun en güzel çocukluk döneminin geçip gittiğini unutmayın. Alerjisi geçtiği gün hayat size onun ilk gülüşünü, ilk adımlarını, ilk diş çıkarmasını, ilk konuşmasını geri getirmeyecek. O yüzden ilklerin tadını çıkarmaya çalışın. Alerjinin hayatınızı yönetmesine izin vermeyin, onu yöneten siz olun!

Alerjiyi Çocuklarımıza Nasıl Anlatırız?

Dünyanın en küçük süt kamyonu bizde! Bu kamyon bütün gün inşaatta çalışıp yorulan işçilere süt dağıtıyor. Ama yeşil yelekli işçimizin süt alerjisi var. O yüzden “ona özel olarak” bir traktör meyve suyu getiriyor. Böylece yeşil yelekli işçimiz de diğerleri kadar güçlü ve sağlıklı oluyor.

image

Çocuklara alerjiyi nasıl anlatacağız diye soran annelere tavsiyemdir, çocuklar gerçek hayatı en güzel oyunlarla öğrenir. Bu bizim evde sık sık oynadığımız oyunlardan biri. Hatta bir gün yeşil yelekli işçimiz yanlışlıkla süt içti! O yüzden o akşam hastalandı, bütün gece karnı ağrıdı, oğlumun deyimi ile ağlaya ağlaya kaka yaptı! O yüzden bir daha süt içmemeye dikkat edeceğine söz verdi.

Sizler de çocuğunuzun yaşına ve ilgi alanına göre içinde alerjenler geçen bir hikaye tasarlayıp çocuğunuzla hem eğitici hem de keyifli zaman geçirebilirsiniz.