Ocak Ayı Seminerleri

12096472_499900413523577_7294187078945037255_n

Alerji ile Yaşam Platformu olarak Sağlık Uzmanları sitesinin hekimleri ile bir araya geldik ve kronik hastalık sahibi çocukların aileleri için yararlı bir seminer düzenlemeye karar verdik.
Psikolojik Danışman~Okul Öncesi Eğitimcisi~Aile Danışmanı Gülşah Özgürler ile “Çocukluk Dönemi Gelişen Fiziksel Hastalıkların Aile İlişkilerine Etkisi” ve Psikolog Bahar Türk ile “Çocuklarda Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır?” konularının işleneceği ücretsiz seminerimize davetlisiniz!!!


10 Ocak 2016 Saat 11:00-13:00
Elite Otel Dragos~Maltepe


Seminerimiz ücretsizdir, kontenjan sınırlıdır, kayıt için alerjiileyasam@gmail.com

Reklamlar

Aralık Ayı Etkinlik ve Seminerleri

WORKSHOP/ATÖLYE ÇALIŞMASI


IMG_4668

5 Aralık Cumartesi günü, saat 14:00’de Kanyon Alışveriş Merkezi’ndeki Macrocenter Mutfak Atölyesinde Baltalı Kolay Yoğurt Mayalama Etkinliğimiz olacaktır. Baltalı şefleri tarafından aramızdan belirlenen 6 anneye bizzat Baltalı kolay yoğurt mayalaması uygulamalı olarak gösterilecek, diğer annelerimiz de bu uygulamayı izleyebileceklerdir.

Etkinliğe çocukla katılım mümkündür ancak yoğurt ve diğer keçi ürünlerinin tadımı söz konusu olabileceği için, henüz keçi sütü ürünleri yemeyen ve diğer insanları yerken görünce olumsuz yönde etkilenebilecek çocuğunuz varsa bunu baştan bilmek gerekir. Yanınızda kapaklı cam bir kase getirerek bir gün önceden hazırlanmış yoğurtlardan mayalık temin edebilirsiniz.

Etkinliğimiz ücretsizdir, kayıt için lütfen Alerji ile Yaşam Platformu‘ndan Selen Vasfıoğlu’na ulaşınız. Facebook kullanıcısı değilseniz alerjiileyasam@gmail.com adresine email gönderiniz.

 

SEMİNER

Ekran Yakalamaları23

Modern Çağın Salgını: Alerji

Alerjik Anne bloğunun yazarı ve Alerji ile Yaşam Platformu kurucusu Özlem Ceylan, 40 yıldır beraber yaşadığı alerji serüvenine 5 yaşındaki ileri derecede besin alerjisine sahip oğlunun da eklenmesi ile biriktirdiği bilgi ve tecrübeleri sizlerle paylaşmak adına 16 Aralık Çarşamba 2015 tarihinde Happy Nest’te olacak.

Modern çağın salgın hastalığı alerji ve onunla nasıl yaşanacağına dair ipuçlarının paylaşılacağı seminerde;

  • Alerji nedir? Anne çocuğunda hangi belirtilere dikkat etmelidir?
  • Hangi durumda hangi uzman hekime başvurulmalıdır?
  • Alerji teşhisinde kullanılan test ve yöntemler nasıl uygulanır?
  • Anafilaksi nedir? Anafilaksi acil eylem planı nasıl hazırlanmalıdır?
  • Besin alerjisi nedir? Genel alerjen besinler hangileridir?
  • İnek sütü alerjisi ve laktoz intoleransı arasındaki fark nedir?
  • Besin alerjisinde eliminasyon diyeti nasıl uygulanır?
  • Alerji çocuklara nasıl anlatılmalıdır?

konularında Özlem Ceylan kendi bilgi ve deneyimlerini aktararak kafanızdaki soru işaretlerini cevaplandıracak. Alerji teşhisi olan bir çocuğunuz varsa veya çocuğunuzda alerji olabileceğine dair şüpheleriniz mevcutsa seminerde paylaşılacak bilgiler sizlere ileriye yönelik ışık tutacak.

16 Aralık Çarşamba, saat 11:00-13:00

Ücretsiz

Rezervasyon 212 257 87 87

Adres bilgileri için http://www.happynest.com.tr

KERMES

TED-Ronesans

TED Rönesans Koleji Yeni Yıl Kermesi’nde Alerji ile Yaşam Platfomu olarak bizler de bir stand kuracağız. Standımızda herhangi bir ürün satışı olmayacak, esas amacımız gerek velileri gerekse okul personelini ve kermes ziyaretçilerini Alerji konusunda bilgilendirmek olacaktır. Katılım herkese açıktır, ücretsiz olarak bu etkinliğe katılıp bilgi almak için standımıza uğrayabilirsiniz.

19 Aralık Cumartesi, saat 10:00-17:00

TED Rönesans Koleji Maltepe Kampüsü

Ücretsiz

Adres bilgileri için www.tedronesans.k12.tr

ted-ronesans_4

Modern Çağın Salgını:Alerji Semineri

Ekran Yakalamaları23

Modern Çağın Salgını: Alerji

Alerjik Anne bloğunun yazarı ve Alerji ile Yaşam Platformu kurucusu Özlem Ceylan, 40 yıldır beraber yaşadığı alerji serüvenine 5 yaşındaki ileri derecede besin alerjisine sahip oğlunun da eklenmesi ile biriktirdiği bilgi ve tecrübeleri sizlerle paylaşmak adına 21 Ekim Çarşamba 2015 tarihinde Happy Nest’te konuğumuz oluyor.

Modern çağın salgın hastalığı alerji ve onunla nasıl yaşanacağına dair ipuçlarının paylaşılacağı seminerde;

  • Alerji nedir? Anne çocuğunda hangi belirtilere dikkat etmelidir?
  • Hangi durumda hangi uzman hekime başvurulmalıdır?
  • Alerji teşhisinde kullanılan test ve yöntemler nasıl uygulanır?
  • Anafilaksi nedir? Anafilaksi acil eylem planı nasıl hazırlanmalıdır?
  • Besin alerjisi nedir? Genel alerjen besinler hangileridir?
  • İnek sütü alerjisi ve laktoz intoleransı arasındaki fark nedir?
  • Besin alerjisinde eliminasyon diyeti nasıl uygulanır?
  • Alerji çocuklara nasıl anlatılmalıdır?

konularında Özlem Ceylan kendi bilgi ve deneyimlerini aktararak kafanızdaki soru işaretlerini cevaplandıracak. Alerji teşhisi olan bir çocuğunuz varsa veya çocuğunuzda alerji olabileceğine dair şüpheleriniz mevcutsa seminerde paylaşılacak bilgiler sizlere ileriye yönelik ışık tutacak.

21 Ekim Çarşamba, saat 11:00-13:00

Ücretsiz

Rezervasyon 212 257 87 87

Adres bilgileri için http://www.happynest.com.tr

Besin Alerjisi Ne Zaman Geçer? Peki ya Geçmediyse???

image

Birkaç hafta önce Alerji ile Yaşam Platformu‘nda besin alerjisi ne zaman geçer, geçtiğini nasıl anlayacağız diye bir soru sorulmuştu, ben de uzun uzun cevap yazacağım diye söz vermiştim. Bugün ancak cevaplayabildim ama annelerimizin genel isteği üzerine hem yazıyı bloğa taşıdım hem de yaşanmış gerçek bir hikaye örneği ekledim.

Sorulan soruyu “Bu alerji ne zaman geçecek? Hiç mi geçmeyecek? Geçerse bu çocuklar bu gıdaları doya doya yiyebilecek ve hiç sorun yaşamayacak mı?” şeklinde genelleyebiliriz.

Şimdi her şeyden önce besin alerjisi nedir? Bazı insanların vücut için zararsız olan besinlere aşırı tepki vererek savaş açmasıdır. Bu kişilerin immün sisteminin yanlış kodlanarak doğması ile ortaya çıkar, çoğu zaman genetiktir. Yani genlerle anne-babadan çocuğa aktarılır. Genetik demek illa sizin de besin alerjiniz vardı anlamına gelmez hatta bilinen herhangi bir alerjiniz bile olmayabilir ama bunu genlerinizle çocuğunuza aktarırsınız. Bu yatkınlığa sahip çocuklar herhangi bir tetikleyici ile karşılaşınca alerji su yüzüne çıkar. (Lütfen kendinizi suçlamayın buna engel olamazdınız, olamazsınız! Bu bir insanın kanserden tamamen korunamaması ile aynıdır.) Velhasıl bünye aslında bunu her zaman taşır, çocuklukta bağışıklık sistemi daha zayıf olduğu için ki bu da normaldir-her çocukta böyledir- alerji çocuklukta daha ağır seyreder, zamanla hafifler. Geçenlerde instagramda da paylaştım Çocuk Alerji ve Astım Derneği diyor ki besin alerjisi bebeklikte başlayıp 1 yaş gibi zirveye ulaşır ve sonra zamanla hafiflemeye başlar. Çocukların %80’i 3-4 yaşında, %85’i 5 yaşında besin alerjisini atlatmış olur. Ancak ergenlik de bir dönüm noktasıdır ve bazılarında alerjinin çok hafiflemesine yol açarken bazılarında tam tersi alevlenmesine neden olabilir. Bazı çocuklarda bazı besinlere olan alerji hiç geçmeyebilir de ancak bunlar çok nadir örneklerdir. Genellikle yer fıstığı, ağaç kabukluları, balık ve deniz mahsülleri alerjileri ömür boyu sürebilir.

Peki diyelim ki besin alerjisi geçti. Yani siz doktor kontrolünde testlerinizi yaptınız, denemelerinizi yaptınız ve doktorunuz dedi ki tamam artık geçti bitti. Peki gerçekten geçti mi? Eğer diyet “doğru zamanda” ve “doğru şekilde” açıldıysa ve ortada hiç tepki yoksa evet tabi ki geçmiştir! Bunun dünyada binlerce milyonlarca örneği vardır. Zaten yukarıda yer alan istatistikler bu yaşanmış vakalara göre çıkartılmıştır. Yani besin alerjisi doğru yönetildiği müddetçe yenilebilecek bir rahasızlıktır.

Peki diyeti açarken gözlemlemeniz gereken tepki nedir? Daha önce çocuğunuzun egzeması mı vardı, mukuslu kakası mı? Baktınız ve bunların hiç birisi yok oh ne güzel alerji geçmiş, peki gerçekten öyle mi??? Alerjimiz geçti diyen ailelerin “bazıları” bir süre sonra kilo alımında yavaşlama, kabızlık, gizli reflü, demir eksikliği, iştahsızlık, yemek seçme, diş gıcırdatma, tuvalet alışkanlığında sıkıntı, gece alt kaçırma, sinirlilik, hiperaktiflik ya da tam tersi durgunluk, ince motor becerilerinde gelişim geriliği, öğrenme güçlükleri …vb gibi belirtiler yaşayabilir. Bunların örneklerine maalesef son 4 yıl içerisinde rastladık. Çocuk bu belirtilerin hepsini değil sadece bir iki tanesini de gösterebilir. Hatta ortadaki tek belirti sık enfeksiyon geçirme, geniz eti büyümesi de olabilir. Bu çocuklara çoğu zaman hastanede krup hatta zatürre teşhisi koyulur halbuki işin aslı astımdır. Webinarda Haluk hoca anlattı bu konuyu, bu çocukların astım tedavisi görmek yerine yanlış teşhislerle nasıl antibiyotik tedavisine maruz bırakıldığını. Ülkemizde henüz astımın teşhisi bile sıkıntılıdır.  Ancak astımın kökeninde alerji yatar. Üstelik sadece solunum yolu alerjileri değil aynı zamanda besin alerjileri de. Bunun da en büyük nedeni aslında diyeti açılan çocuğun beslenmesinde yapılan hatalardır.

  1. Diyetin çok hızlı açılması ( Kase kase yoğurt, bardak bardak sütle yılların acısının çıkartılması)
  2. Ya da başta dikkat edilse bile daha sonraları çocuğun beslenmesinde protein dengesinin şaşması, bazı gıdalara aşırı yüklenilmesi (Sebze yerine bol bol köfte, et ya da hamur işlerine yüklenmek gibi)
  3. Çocuğun beslenmesine hızla hazır gıdaların girmesi (Gelsin koruyucu katkı maddeleri, çikolatalar, bisküviler, hazır paketli gıdalar, fast food)
  4. Özellikle kakao ya da çocuğa dokunan başka bir gıda tüketimi arttıkça gizli reflü sinsi sinsi ilerler. Çocuk gece diş gıcırdatır anne psikolojik der, çocuk kabız olur anne yediklerinden der, çocuk kilo alamaz anne irsi der, göz altları morarır anne fark etmez, demir eksikliği olur anne aman kan alınırken canı yanıyor ne gerek var bakmaya der, çocuk sık sık hastalanır anne okuldan kapıyor der, çocuk ara ara kusmaya başlar anne üşüttü der, çocuk hırçınlaşır bu yaşlarda normal der, çocuk tikler ve korkular geliştirir anne kardeş kıskançlığı-okul korkusu olabilir yani tamamen psikolojik der, der de der… Tek suçlu anne mi tabi ki değil ama aslında o da görmek istemez çünkü diyete dönmek zordur, alerjinin geçmediğini itiraf etmek zordur, bunu önce kendisine sonra etrafına hatta çocuğuna itiraf etmek zordur. (Ha bazı belirtiler gerçekten psikolojik de olabilir ama alerji hiç ummadığınız tepkilerle size sinyal verebilir-özellikle çocuk büyüdükçe… Bunu yıllar önce ilk söylediğimde çooook tepki almıştım şükür artık bir çok Türkçe kaynakta da geçiyor da eskisi gibi tabu gibi yaklaşmıyoruz bu konuya…)

Peki bu noktada önlem alınmazsa ne olur? Sürekli tetiklenen ve aşırı çalışan immün sistem yukarıdaki gelişim bozuklukları bir yana kana sürekli antikorlar ve savaşçı hücreler salgılar. Bu hücrelerin görevi aslen mikropları öldürmektir ve mikropların da ana maddesi olan proteinleri yok etmek üzere programlanmış mayınlar gibidir.

Yani şöyle düşünün siz bir savaş gemisisiniz, karşıdan bir gemi geliyor ama bayrağını yanlış görüp düşman gemisi zannettiniz. Saldınız denize mayınları ama bir baktınız ki yaklaşan düşman değil dost gemiymiş. Eee noldu deniz mayın dolu ve siz yol almak zorundasınız, işte o zaman kendi mayınınızla darbe almaya başlarsınız. İşte kanda gezen bu hücreler de bir süre sonra vücudun kendi dokularda birikmeye başlayarak orada hasar başlatır. Ama bu hasar genelde büyük bir patlamadan ziyade sinsi bir yangındır. İçten başlar, dışa vurduğunda çoğu zaman çok geçtir çünkü artık bir otoimmün hastalığa çevirmiştir. Ha diyebilirsiniz ki otommün hastalığı olsun ne olacak kanser değil ya, evet haklısınız otoimmmün hastalıklar öldürmez en azından kanser kadar çok ve hızlı değil ama sizi süründürür, tüm hayat kalitenizi bozar. Sosyal hayatınızı, okul hayatınızı, iş hayatınızı, evlilik hayatınızı olumsuz etkiler. Peki hiçbir anne bile bile bunu evladına yapmak ister mi? Tabi ki istemez zaten sorun annenin olayların bu noktaya gelebileceğini bilmemesinden kaynaklanır. İşte benim bütün çabam bunu anlatabilmek… Bu bloğu bu yüzden yazıyor, alerjinin hepimizin tahmininden daha ciddi boyutlara ulaşabileceğini bizzat kendi evladımda yaşayarak şahit oluyorum. Eozinofilik hastalıklarla ilgili ilerleyen günlerde daha detaylı yazılar yayınlayacağım ancak yeri gelmişken size bir örnek vermek istedim. Aşağıda orjinalini de paylaştığım yazı, global bir eozinofilik özafajit hasta grubunda tanıştığım ve halen yazıştığım Amerikalı bir bayana ait. Eozinofilik Özafajit teşhisinin kendisine nasıl koyulduğunu anlatıyor.

image

Türkçe çevirisi;

Eozinofilik Özafajit teşhisi koyulduğunda 34 yaşındaydım. Tüm hayatım boyunca belirtilerim vardı… 1 yaşımda yumurta alerjisi teşhisi koyuldu. Bir süre sonra annem bana tekrar yumurta denedi ve sırf daha önceki ile aynı tepkileri vermediğim için alerjimin geçtiği gibi yanlış bir kanıya kapıldı. Ama geçmemişti… Sürekli bazı belirtiler göstermeye devam ettim ama ailem bu belirtileri hiç göremedi. 18 yaşımdan beri sürekli uzman hekimlere giderek bazı şikayetlerimin cevabını aradım. Her seferinde pes ettim. En sonunda, yutkunma sorunum tamamen kötüleşti ve ilk endoskopi ve biyopsimi oldum. (34 yaşında) Eozinofilik Özafajit teyit edildi ve ben nihayet tüm sorularımın cevabını alabildiğim için mutlu oldum!

Maalesef 34 yıl boyunca sürekli anlam verilemeyen ağrılar içerisinde yaşayan bu bayan, bu uzun süren mücadelenin sonunda hastalığına isim koyulabildiği için bile mutlu olmuştu. Ama hikayesinin gerisini (henüz) paylaşmıyorum. Çünkü bu hastalık onun teşhis öncesindeki hayatını tamamen değiştirdi. Sadece alerjisi olan yumurtadan değil bir çok gıdadan da mahrum kaldı. Hatta tedavi süresince çok daha ciddi ağrılar çekti. Halen diyeti de koruyucu tedavisi de devam ediyor, keza yemek borusunda oluşan ciddi hasar söz konusu… Şimdi annesi çok pişman, çok üzgün ama geriye dönüp yaşananları değiştirebilecek şansı yok. O yüzden Alerjik Annelere diyeceğim şudur; doktorunuz dahil hiç kimse sizi çocuğunuza diyet uygulamaya zorlayamaz. Çocuğunuzun gözlemcisi sizsiniz, eğer bazı tepkileri görmezden gelmeyi tercih ediyorsanız, benim için yemesi yememesinden daha önemli diyorsanız en azından ileride başınıza gelebilecek riskleri bilin. Bu risk yüzde kaçtır bunu size kimse net olarak söyleyemez. Peki siz bu risk yüzde kaçsa bu riski göze almak istersiniz? Milyonda bir bile olsa o bir kişi sizin çocuğunuz olsun ister miydiniz?

Allah rahmet eylesin Işıl Hoca “Alerjide şüpheci olmak çok şeyi değiştirir” demişti. Hayatımda alerji ile ilgili duyduğum en doğru laflardan birisidir. Paranoyak olmayın ama şüpheci olun!  Besin denemelerini ve diyet açılmasını mutlaka doktor kontrolünde yapın. Çocuğun ilk başta bazı tepkiler vermesi normaldir. Hangi tepkiler nereye kadar tolere edilmelidir, buna mutlaka doktorunuzla beraber karar verin. Ancak bir şey görüyor, kuşku duyuyorsanız sonuna kadar peşinden gidin. Unutmayın kimse bir çocuğu annesinden daha iyi tanıyamaz!

 

İsilik, Alerjik Döküntü, Ürtiker, Egzema ve Sinek Isırığı Birbirinden Nasıl Ayırt Edilebilir?

image

Yaz aylarının en sıcak günlerini yaşamaya başlamışken Alerji ile Yaşam Platformu‘nda en sık sorular arasında isilik en baş sırayı almış durumda. Peki isilik, alerjik döküntü, ürtiker, egzema ve sinek ısırığı birbirinden nasıl ayırt edilebilir? Çoğu zaman görünüm olarak ayırt etmek güç olsa da aralarındaki bazı farklar ve ortaya çıkış şekilleri alerjik çocuk sahibi ailelere yol gösterebilir.

İsilik

Vücuttaki ter gözenekleri tıkandığında, terin gözeneklerden yüzeye çıkamayıp deri altında sıkışması nedeniyle oluşur. Bu da deri üzerinde bazen renksiz bazense kırmızı renk toplu iğne başı kadar pütürcüklerin oluşmasına neden olur. Yetişkinlerden ziyade bebek ve küçük çocuklarda daha sık görülmesinin nedeni daha küçük gözeneklere sahip olmalarından kaynaklanır. İsilik koltuk altı, göğüs, karın, sırt, boyun, dirsek iç kısmı, diz arkaları, kasıklar, bez bölgesi ve saçlı deri dibi gibi sadece terleyen bölgelerde görülür. Kilolu bebeklerde deri katlanıp gözenekleri tıkadığı için daha sık ortaya çıkar. Terleme olmadığında veya duş sonrası gözenekler tekrar açıldığında isilikler de kendiliğinden sönecektir. Özellikle kırmızı renkli isilikler kaşıntı yapabilir, iltihap kaparsa yer yer daha büyük baloncuklar gözlenebilir. Kaşıntı nedeni ile baloncuklar patlar ve iltihap kaparsa hekiminize başvurup uygun bir losyon kullanmanız gerekebilir.

image

Kalın ve sıkı kıyafetlerden kaçınmak, sadece pamuklu kumaştan yapılan kıyafetler tercih etmek, çamaşırlar üzerinde deterjan kalıntısı kalmamasına dikkat etmek, banyo esnasında cildi iyi durulayıp şampuan kalıntısı bırakmamak, banyo sonrası cildi kaplayıp zor emilen yoğun yağlı nemlendiriciler kullanmamak, gözenekleri açık tutmak için sık sık sabunsuz su ile duş almak, denize girmek, ortam ısısını dengeleyerek terlemeyi kontrol altına almak, güneşe çok maruz kalmamak, tahriş olan bölgeleri kaşıyıp kanatmamak için bebeğin tırnak uzunluğunu kısa tutmak gibi önlemler alınabilir. Ayrıca terleyen bölgelerin havlu ile silinmesi sürtünme nedeni ile cildin irite olmasına da neden olabilir. Terli kıyafetler hemen kurusu ile değiştirilmeli, bebeğin katlanan deri bölgelerinin kuru kalmasına özen gösterilmelidir.

image

Alerjik Döküntü

İnsan derisi alerjik reaksiyonların gözlemlendiği organların başında gelir. Bunun nedeni deri üzerinde bulunan Mast hücrelerinin alerjik reaksiyonlarda Histamin denilen bir madde salgılamasıdır. Açığa çıkan histaminin etkisiyle kan damarlarında genişleme olur ve bunun sonucunda deride kızarıklık meydana gelir. Damarların geçirgenliği artar ve çeşitli proteinler içeren bir sıvı damar dışına sızarak burada kabarıklık olarak gözlemlediğimiz ödemi oluşturur. Bu sırada sinirlerden de yayılan bir uyarı ile kızarıklık çevreye doğru genişler ve beraberinde genellikle kaşıntı ve yanma duygusu hissedilir. Damar dışına çıkan sıvı, hücre aralarında biriktiğinde onları birbirine bağlayan bağlar gevşer ve bunun sonucunda Bül denilen küçük, içi su dolu kabarcıklar meydana gelir. Bu kabarcıklara halk arasında alerjik döküntü denir.

Alerjik döküntüler bir çok alerjen nedeni ile ortaya çıkabilir. Ev tozu, küf mantarları, kedi, köpek, kuş tüyleri, çeşitli ağaç, ot ve çayır polenleri, böcek ve haşereler, bazı parazitler, bazı gıdalar, çeşitli ilaçlar, güneş, rüzgar, soğuk, kirli hava ile çeşitli kimyasal maddeler gibi çok fazla sayıda madde alerjiyi başlatabilir. Alerjik döküntü vücudun herhangi bir bölgesinde ortaya çıkabilir ve kişi alerjene maruz kaldığı müddetçe artarak devam eder. Alerjen ile temas kesildikten bir kaç gün içinde yavaş yavaş sönmeye başlar.

image

Ürtiker

Halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtiker, genelde tüm vücutta yaygın olarak görülen, ciltten hafif kabarık, sınırları genelde belirgin, farklı boyutlarda yuvarlak veya oval şeklinde, kızarık, bazen ortası soluk olabilen plakalardan oluşur. Kızaran bölgelerde kaşıntı, yanma ve batma hissi oluşur. Ürtiker üzerine elle bastırıldığında o bölgede kızarıklığın rengi beyaza döner. Ürtiker plakaları genelde bir kaç saat içinde belirli bir bölgede oluşup kaybolur, akabinde diğer bölgelerde tekrar ortaya çıkabilir ancak hiçbir zaman aynı yerde 24 saatten fazla kalmaz. Cilde uygulanan basınç, egzersiz, stres, sıcak su, güneş, soğuk su, soğuk hava, besin alerjileri, solunum yolu alerjileri, gıda katkı maddeleri, su, viral ve bakteriyal enfeksiyonlar, parazitler, böcek sokmaları, bazı ilaçlar, metal, kimyasallar, lateks, zehirli sarmaşık ve gıdalarla temas nedeni ile ortaya çıkabilir. Genellikle tetikleyici etken ile temastan bir kaç saat içinde ortaya çıkar ancak gecikmiş reaksiyon olarak da gözlemlenebilir. Bazı otoimmün hastalıklarda da kronik ürtiker görülebilir.

Tedavi olarak öncelikle tespit edilen tetikleyici etken kişiden uzaklaşılmalıdır. Besin alerjisinden şüphe duyuluyorsa tüketilen gıdalar günlük tutularak kayıt edilmeli ve ürtikerin ortaya çıkışı ile ilintili olabilecek gıdalar eliminasyon diyetine tabi tutulmalıdır. Bol pamuklu giysiler giyilmeli, ürtikerli bölgeye soğuk kompres uygulanmalı, maksimum 10 dakikalık ılık duş alınmalı, kurulama esnasında havlu cilde sürtülmemeli, banyo sonrası kolay emilen bir nemlendirici kullanılmalı, ortam ısısı dengelenmelidir. Bu tedbirlere ilaveten doktorunuzun önereceği antihistaminik ilaçlar da kulanılabilir. Doktorunuza başvurmadan önce çocuğunuzun beslenme ve ilaç çizelgesini, ortam değişikliklerini, ürtikerin ortaya çıkış zamanı ile ne kadar sürdüğünü günlük şeklinde not etmeniz faydalı olacaktır.

Ürtikerden farklı olarak, derideki kabarıklığın daha alt katmanlarda oluşmasına ise Anjioödem denir.  Anjiyoödemde üzerine basıldığında çökme olmayan, kızarıklığı ve keskin sınırları olmayan lezyonlar mevcuttur. Anjiyoödemde kaşıntıdan ziyade yanma, basınç ya da ağrı hissi gözlemlenir.  Dudak, dil, göz çevresi, el, ayak ve genital bölgelerde ortaya çıkar. Anafilaksinin belirtisi de olabileceği için hızla ortaya çıkan ve hastanın solunumunu engelleyen durumlarda Anafilaksi Acil Eylem Planı uygulanmalıdır.

image

Egzema

Halk arasında egzema olarak bilinen atopik dermatit çocuklarda daha sık görülen, tekrarlayan ve kaşıntılı lezyonlarla kendini gösteren kronik bir deri hastalığıdır. Deride kuruluk, hassasiyet ve kızarıklık şeklinde ortaya çıkar. Çocukların %10-20, erişkinlerin %1-3’ünü etkiler. Bebek ve çocuklarda tipik yerleşim yeri yüz, boyun, kollar ve bacakların dış yüzüdür. Daha büyük çocuklarda ve erişkinlerde ise dirseklerin iç yüzü ve dizlerin arkasında, saçlı deride, yer yer gövdede kuruluk ve pullanma şeklinde kendini gösterir. Egzema kronikleştikçe deride kalınlaşmalar ve tekrarlayan iltihaplı lezyonlar oluşur. Bebeklik çağında egzmalı hastaların yaklaşık %40’inde besin alerjisi saptanmıştır. Bu durumda alerjik besinin çocuğun diyetinden çıkarılması egzemada düzelme sağlayabilir. Çocuk ve erişkinlerde cilde temas eden alerjenler ve solunum yolu alerjileri de egzemaya neden olabilir. Ancak atopik dermatit her zaman alerjiden kaynaklanmaz.

Atopik dermatitin kesin bir tedavisi yoktur. Bazı hastalarda tetikleyici faktörler saptanabilirse bunlardan kaçınmak egzemayı hafifletebilir. Günlük etkin deri bakımı ile hastalığın kontrolü sağlanabilir. Tedavide derinin nemlendirilmesi temel ilkedir. Bu amaçla günde bir kez ılık suyla banyo yapılmalıdır. Banyo derideki alerjen ve tahriş edici maddeleri uzaklaştırıp enfeksiyona neden olabilecek mikroplardan arındırırır. Ayrıca suyun rahatlatıcı ve kaşıntıyı azaltıcı etkisi vardır. Ancak banyo suyu ılık olmalı, kese vb tahriş edici malzemeler kullanılmamalıdır. Sıcak su deride kızarıklığa yol açıp hassasiyeti artırabilir. Klasik sabun ve şampuanlar içerdikleri kimyasal veya alerjenler nedeniyle kullanılmamalıdır. (Bakınız; Şampuanlardaki Gizli Alerjenler) Gerektiğinde sadece hassas ciltler için nötral pH değerine sahip katkısız sabun ve şampuanlar kullanılabilir. Banyo sonrasında deri üzerindeki su damlaları yumuşak bir havluyla alınmalı; akabinde 3 dk. içinde tüm vücuda uygun bir nemlendirici uygulanarak nemin deri altına hapsolması sağlanmalıdır. Deri sürekli kuru ise gün içerisinde de nemlendirici birkaç kez daha sürülmelidir. Atopik dermatit, kaşıntıya neden olduğu için tırnakların kısa tutulması kaşıntıya bağlı deride oluşabilecek hasarı azaltmaya yardımcı olacaktır. Küçük bebeklerde geceleri kaşıntı nedeniyle deri zedelenmesini önlemek için pamuk eldivenler giydirilebilir. Uzun süre güneşe maruz kalmak hem cildi kurutur hem de vücut ısısını artırıp, terlemeye  yol açar ve egzema şikayetlerini artırabilir. Her zaman %100 pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Yünlü, kalın, kaba veya sentetik kıyafetlerden kaçınılmalıdır. Mümkünse yünlü hiçbir şey kullanılmamalıdır (kazak, yorgan, yastık, yatak, oyuncak vb). Yeni alınan kıyafetler giyilmeden önce mutlaka yıkanmalıdır. Bu yıkama üretim veya paketleme sırasında kıyafetlerin üzerine bulaşan kimyasal maddelerden arındırılmasını sağlayacaktır. Çamaşırları yıkarken çift durulama yapılmalı, yumuşatıcı kullanılmamalıdır. Ancak kıyafetlerin kuruduktan sonra sertleşmemesi için kurutma makinası tercih edilebilir veya bol buharlı ütüleme işlemi uygulanabilir. Kat kat giyinme veya sıkı kıyafetler terlemeye neden olup atopik dermatitin alevlenmesine yol açabileceğinden tercih edilmemelidir. Yaz aylarında denizde yüzmek bazı atopik dermatit hastalarına iyi gelebilir. Denizden çıktıktan hemen sonra duş alınıp nemlendirici sürülmesi önerilir. Ancak akut egzeması olan çocuklar kesinlikle havuza girmemelidir. Sabun, köpük banyosu, parfüm, kozmetik, alkol içeren cilt ürünleri, suda fazla vakit geçirme, sıcak su, parmak ve hamur boyalarının şikayetleri artırabileceği unutulmamalıdır. Deri lezyonlarında kızarıklıkla birlikte sıcaklık artışı, içi sıvı dolu kabarcıklar veya sarı kabuklanmalar oluşmuşsa, ateş eşlik ediyorsa enfeksiyon işareti olabilir, bu durumda hemen doktora başvurulmalıdır.

image

Sinek / Böcek Isırıkları

Özellikle yaz aylarında artış gösteren böcek sokması nedeni ile oluşan reaksiyonlar her yaş gurubunda görülebilir ancak ince ciltleri ve bağışıklık sistemlerinin henüz tanımaması nedeniyle çocuklarda daha çok görülür. Sinek, sivrisinek, arı, pire, karınca vb. böcek ısırıkları alerjik reaksiyona neden olabilir. Böcek sokması sonucu ciltte görülen döküntüler çoğunlukla vücudumuzun giysilerle örtülmemiş bölgelerinde görülür. Bu özellik vücudumuzdaki diğer nedenlere bağlı deri döküntülerden ayrılmasında önemli bir ayrıntıdır. Çoğunlukla ilk böcek sokmasında ciltte ciddi bir reaksiyon görülmeyebilir ancak tekrarlayan sokmalarda cilt bulguları gittikçe belirginleşir. Çoğunlukla böcek sokmasından sonra 24 saat içinde o bölgede kaşıntılı bir kabarıklık görülür. Kısa süre içerisinde tekrarlayan böcek sokmalarında geniş bir alanda ürtiker plakaları oluşabilir. Yaş ilerledikçe böcek sokmalarına karşı cilt reaksiyonu çoğunlukla azalır, hatta tamamen ortadan kalkabilir. Böceğin soktuğu bölgede özellikle çocuklarda antibiyotik tedavisi gerektirecek lokal bakteriyel enfeksiyon gelişebilir. Sık olmasa da tüm vücutta şişme, tansiyon düşüklüğü ile beraber ortaya çıkan anafilaksi gibi ağır bir tablo ortaya çıkabilir. Böcek sokması olan bölgede kan dolaşımının yavaşlaması için soğuk kompres ve sokma sonrası oluşacak döküntüler için kaşıntı önleyici kremler kullanılabilir. Cilt reaksiyonu yaygınsa ve kaşıntı çoksa doktor onayı ile ağızdan antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Böcek sokmalarını önlemek için önce böceklerin çocuğun yaşam alanına girmesini engellemek gerekir. Böcek sokmasına karşı cilde sürülen losyonlar ve koku yayan sinek kovucular alerjik çocuklarda kesinlikle kullanılmamalıdır. Bunun yerine sesle çalışan elektronik sinek kovucular kullanılabilir. Eve sineklik taktırmak, özellikle bebekler için cibinlik kullanmak bir alternatif yöntem olabilir. Arı/böcek sokmalarına alerjisi olan bir kişinin yanında Epipen oto-enjektör taşıması gereklidir.

image

Yardımcı Kaynaklar: American College of Allergy, Asthma & Immunology, American Academy of Dermatology, MedicineNet, Mayo Clinic, Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği, İstanbul Tıp Fakültesi Arşivi, Çocuklarda Alerjik Hastalıkların Teşhis ve Tedavisi Webinarı

Alerjik Çocuklar için Yazın Dikkat Edilmesi Gerekenler

summer-day-camps

Alerjik çocuklar için kış ayları ne kadar risk taşıyorsa aslında yaz ayları da benzer riskler taşır. Soğuk algınlığı, grip ve üst solunum yolu enfeksiyonları azalsa da yaz aylarında farklı riskler alerjik çocukların sağlığını tehdit eder. Bu risklerin en başında yiyecek çeşitlliğinin değişmesi, güneşe ve suya daha fazla maruz kalma, olası böcek ısırıkları sayılabilir. Alerjik çocuk ailelerinin bu ve benzeri riskler karşısında dikkat etmesi gerekenler ve alınabilecek önlemleri sizler için aşağıda özetlemeye çalıştım.

  • Besin Alerjisi Açısından Yiyecek Çeşitliliğinin Değişmesi

fruitplatterKış aylarında sebze, yaz aylarında ise meyve çeşitliliği daha fazladır. İnsanoğlu bu şekilde yaz aylarında terleme ile kaybedilen suyu, bol sulu meyveler tüketerek geri kazanabilir. Ancak besin alerjisi olan çocuklar için yediği bir besine uzun süre ara vermek bağışıklık sisteminin bu besine ait proteinleri unutup uzun bir aradan sonra tekrar karşılaşınca sanki ilk kez karşılaşıyor gibi tepki vermesine neden olabilir. Rebound etkisi denilen bu durum nedeni ile kış sebzeleri hatta meyveleri evde konserve şeklinde hazırlanıp ya da buharda-sıcak suda şoklanarak derin dondurucuda stoklanabilir. Rutin aralıklarla vücuda bu gıdalar tekrar tekrar verilerek bağışıklık sisteminin bu proteinleri unutmaması sağlanabilir. Rebound etkisi hakkında detaylı bilgi için Nisan ayında düzelnediğimiz webinarı izleyebilirsiniz.

Öte yandan bazı yaz meyveleri oldukça alerjik olarak bilinir. Özellikle kırmızı renkli ve berry ailesine ait meyveler… Bu meyveler denenirken çok dikkatli olunmalı, belirli bir meyveye tepki veren çocuğun aynı aileye ait diğer meyvelere de tepki verebileceği unutulmamalıdır. Bu meyvelerin listesi için Alerji ile Yaşam Platformu‘ndaki Genel Alerjen Besinler Listemize bakabilirsiniz.

Isıl işlemin meyvelerdeki proteinlerin kolayca parçalaması nedeni ile çiğ meyvelere tepki veren bir çocuğun aynı meyvelerin pişmiş halini daha kolay tolere edebileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durumda şekersiz meyve kompostosu, reçel, marmelat, pişmiş meyvelerden sorbe, meyve pestili, meyveli kek ve hamur işleri iyi birer alternatif olabilir.

  • Beslenmedeki Diğer Riskler

grillenYazın mangal-ızgara tarzı pişmiş etler daha çok tüketilir. Ancak unutulmaması gerekir ki bu tarz pişirme esnasında etin dışı çabuk pişer, içi nispeten çiğ kalabilir. Pişirme süresinin uzunluğu besinin proteinlerinin parçalanmasında etkili olduğu için alerji riskini azaltır, bu nedenle aynı etin haşlanmış hali bir çocuğa dokunmazken ızgara hali dokunabilir. Öte yandan ızgara tarzı bir eti dışarıda yiyecekseniz, hem kırmızı hem beyaz etlerin yumuşaması için bir gece önceden süt veya yoğurt suyu ile marine edildiği unutulmamalıdır. Bu risk nedeni ile dışarıda tüketeceğiniz etler konusunda çok dikkatli olmanız gerekir. Yiyeceğiniz eti kendiniz (alerjiniz yoksa) soğan suyu-zeytinyağı ile marine edebilirsiniz ancak yine etin pişirileceği mangal-ızgaranın çok iyi temizlenmiş olması gerekmektedir. Ufak bir bulaşma bile diyetinizin bozulmasına ve alerjik tepkinin gözlemlenmesine neden olabilir.

Yazın vazgeçilmezi dondurma konusunda da alerjik çocuk aileleri çok dikkatli olmalıdır. Keza dışarıda üretilen bir çok dondurma ve hazır külahların bazıları süt içermektedir. Bu durumda sorbe adı verilen sadece meyve püresinden elde edilen tarz sütsüz dondurma tercih edilebilir. Sorbeyi kendiniz evde dondurma makinası ile veya meyveleri dondurup rondodan geçirerek hazırlayabilirsiniz. Dışarıda sorbe tüketeceğiniz zaman da sorbeyi bizzat hazırlayan kişiden teyit almalı ve sütlü dondurmaya değmiş kaşık yerine temiz bir kaşıkla servis edilmesini rica etmelisiniz. Dışarıda üretilen sorbelere kıvam arttırmak için Guar gum tarzı katkılar eklenebildiği de unutulmamalıdır. Külahların içeriği de dikkati incelemeli, hazır külahlarda buğday unu, su, tuz ve şekerin yanı sıra soya lesitini, çeşitli bitkisel yağlar, kabartıcı ve vanilya aroması olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.

Yazın beslenmedeki diğer bir tehlike ise havanın sıcak olması nedeni ile besinlerin çok daha hızlı bozulmasıdır. Özellikle proteince zengin besinler açıkta daha hızlı bakteri üretirler. Bu nedenle yumurta, et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri dışarıda uzun süre tutulmamalı, gerekirse buzdolabının derecesi hava sıcaklığına göre ayarlanmalıdır. Donmuş gıdalar çözünüp tekrar dondurulduğunda bakteri üremesi olacağı için marketten bu tarz ürünler temin edileceğinde alışverişin en sonunda dondurucudan alınmalı ve özel ısı koruyucu poşetlerle eve taşınmalıdır. Dışarıda temin edeceğiniz soğuk zinciri bozulmuş yiyecekler de gıda zehirlenmesine neden olabilir ve zaten bağışıklığı düşük olan çocuklar için ishal-kusma ile beraber oldukça yıpratıcı olabilir. Bu nedenle soğuk zincirin korunmasına ve hijyen koşullarının uygunluğuna çok dikkat etmek gerekir. Gıda zehirlenmesi durumunda ishal önleyici ilaçlarla enfeksiyonun vücutta hapsedilmesi yerine ishalin engellenmeyip mikropların vücuttan atılması ancak bu esnada vücudun kaybettiği suyun ağız veya serum şeklinde vücuda tekrar kazandırılması önerilmektedir.

Bir diğer önemli husus; meyve ve sebzeler çiğ veya pişmiş halde tüketileceğinde mutlaka kabukları soyulmalıdır. Keza tarım ilaçları besinin kabuk kısmına işleyip birikmekte ve yıkama ile arındırılamamaktadır. Bu tarz kimyasallar çocuklarda ciddi alerjik rekasiyonlara neden olabilir.

  • Güneş Alerjisi

download (3)Alerjik çocuklar için bağışıklık sisteminin güçlenmesi  için gerekli olan D vitamini kaynaklarından birisi de güneş ışınlarıdır. Ancak güneş alerjisi riski nedeni ile bu hususta dikkatli olunmalıdır. Birkaç çeşit güneş alerjisi olmasına karşın en sık rastlanan cinsi Polimorfik Işık Erüpsiyonu olarak adlandırılır. Sıcak iklime sahip ülkelerde görülme sıklığı yaklaşık %10 civarındadır. Özellikle açık tenli kişiler daha büyük risk altındadır. Bu tip güneş alerjisi hem UVA hem de UVB ışınları nedeni ile ortaya çıkabilir. Kişinin güneş ışınları ile temasından sonra gecikmiş reaksiyon olarak ortaya çıkar.  Genellikle burun, yanaklar, çene, boyun yan kısımları, el üstleri, kolların dış yüzleri simetrik olarak tutulmaktadır. Güneşe maruz kalan kişide, dakikalar veya saatler içerisinde başlayıp yaklaşık 7-10 gün sonra gerileyen döküntüler gözlenir.  Çocuklarda yüz en sık yerleşim bölgesidir. Güneş görmeyen ancak ışığın seyrek dokulu kıyafetlerden geçtiği alanlarda da nadiren döküntüler görülebilir.

Bazı ilaçların mesela bazı grup antibiyotik ve ağrı kesicilerin kullanımı da güneş alerjisini tetikleyebilir. Ayrıca deterjan, parfüm gibi kimyasallara maruz kalan kişilerde güneş alerjisi görülme riski artar. Aynı şekilde sedef, atopik dermatit(egzema) hastalarında da güneş alerjisi görülme riski daha fazladır. Ancak bazı otoimmün hastalıklarda da güneş alerjisi görülebileceği için kişide başka şikayetler de varsa mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.

Güneş alerjisinden korunmak için güneş ışınları ile temas mümkün olduğunca kısıtlanmalı, sık dokulu vücudu örten kıyafetler ve şapkalar tercih edilmeli, yüksek faktörlü koruyucu kremler kullanılmalıdır. Alerjik çocuklar için tavsiye edilen güneş kremi önerilerine Alerji ile Yaşam Platformu‘ndan ulaşabilirsiniz.

  • Deniz ve Havuz Kullanımı 

images (1)Yüzme için ilk tercih edilecek seçenek şüphesiz açık deniz olmalıdır. Denizin kendi kendisini temizleme özelliği nedeni ile enfeksiyon kapma riski havuz suyuna oranla daha düşüktür. Ancak kirli, köpüklü, normal dışı kokusu olan sularda yüzmek risk taşır. Plaj olarak kullanılan kıyılarda deniz sularının 15 günde bir mikrobiyolojik, fiziksel ve kimyasal kontrollerinin yapılıyor olması idealdir. Bu nedenle alerjijk çocuklar için mümkünse Mavi Bayraklı kıyılar tercih edilmelidir. Ancak soğuk denizler de alerjik çocuklar için risk taşıyabilir. Keza vücudun soğuk su ile ani teması veya sudan çıkınca üşüme nedeniyle ortaya soğuk ürtikeri denilen kaşıntılı kızarıklık çıkabilir. Bu nedenle çocukların soğuk suya birden dalmaları önlenmelidir. Suya önce ayaklar, daha sonra da vücut kademeli olarak sokulmalıdır.

Burun, geniz eti ve bademcik hastalıklarında, deniz suyunun olumlu bir etkisi vardır. Özellikle burundan geçen deniz suyu büyüyen geniz eti nedeniyle burun kanalında üreyen mikropları uzaklaştırır. Hatta deniz suyunun etkisi ile geniz etinde küçülmeler bile yaşanabilir. Öte yandan kulak zarı delik olan, kronik orta kulak iltihabı olan, kulak zarına tüp takılmış olan çocukların havuza, denize ve hatta duşa girerken bile kulaklarını sudan korumaları gerekir.

Havuza giren kişilerin burun florası, deri üzerindeki bakteriler, genital akıntılar, idrar yolu akıntıları havuz suyuna karışır. Ancak bundan ziyade, deri üzerindeki mantarlar, zararlı bazı bakteriler, yarası olanların yara üzerindeki bakterileri havuz suyunda daha büyük bir risk oluşturur. Çocuklara ve hassas cildi olan yetişkinlere bu tür bakteriler daha çok zarar verir. Suyla bulaşan enfeksiyonlardan korunmada en sık kullanılan yöntem klorlamadır. Ancak klorun olumsuz etkileri de mevcuttur. Bu açıdan ozon ile dezenfeksiyon son zamanlarda daha çok tercih edilen bir yöntemdir. Ancak havuzdaki sistemin buna uygun olması gerekir. Klor miktarının fazla olması durumunda gözlerde irritasyon ve akciğerlerde toksik etki yaratabilmekte, az olması durumunda ise dezenfektan özelliği kaybolmaktadır. Havuz suyunda 0.6-1.5 ppm arasında klor bulunmalıdır. Havuz suyunun pH değeri 7.2 ile 7.6 arasında ve suyun sirkülasyonu yeterli olarak sağlanmış olmalıdır. Havuz dibi ve fayans çizgileri net olarak görülebilmelidir. Havuz suyu ısısının kontrolü de önemlidir. Tüm bu veriler belirli periyotlarla kontrol edilip havuz başına herkesin görebileceği şekilde not edilmelidir.

Bakımı düzgün yapılmayan havuzlarda dış kulak yolu enfeksiyonlarının ortaya çıkma riski yüksektir. Öte yandan klor miktarının fazla olması deriyi kurutup mevcut egzemaların şiddetlenmesine neden olabilir. Erken bebeklik döneminde havuza giren bebekler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre bronşit, astım ve alerji riskinin arttığı saptanmıştır. Bu nedenle havuz kullanımı için erken bebeklik dönemi tercih edilmemeli, daha az sayıda kişinin(ve mümkünse hep aynı kişilerin) kullandığı , bakımı düzgün yapılan havuzlar seçilmelidir. Kapalı havuzların taşıdığı küf mantarı riski ve buharlaşan klor kokusunun kapalı ortamda birikmesi nedeni ile özellikle solunum yollarında sıkıntı yaşayan, astımlı hastalar için kesinlikle tercih edilmemelidir. Nem ve ısının hapsolduğu kapalı havuzlarda küf mantarına fayans aralarında, mazgallarda ve tavanda çok sık rastlanır. Küf mantarı sporları solunum yolu ile ciğerlere nüfuz ederek hapşırma, nefes darlığı, göz kızarması-yaşarması gibi alerjik reaksiyonlara neden olabilir.

Yüzme öncesi ve sonrası alınması gereken diğer tedbirler için daha önce yayınladığım yazıyı bu linkten okuyabilirsiniz.

  • Solunum Yolu Alerjileri

download (1)Yazın yağmur yağmaması nedeni ile havada daha çok toz ve polen bulunur. Uzun süre açık tutulan pencerelerden eve dolan toz ve polen solunum yolu alerjilerine sahip çocuklar için sağlıksız bir yaşam alanı oluşturur. Bu nedenle ev, polenlerin düşük olduğu zaman diliminde havalandırılıp klima veya ev içi vantilatör kullanılabilir. Kullanacak klimanın flitresinin düzenli değiştirilmesi ve bakım yapılması çok önemlidir. Klima kullanımı ile ev içi nem de azalacağından hem ev akarlarının hem küf mantarlarının çoğalması engellenebilir ancak çok kuruyan havayı solumak alerjik çocuklar için zorlayıcı da olabilir, bu durumda klima sadece içerideki havayı sirküle edecek şekilde çalıştırılabilir.

Evin zemini, ev içi havadan daha çok alerjen barındırır. Bu nedenle ev sık sık Hepa filtreli elektirik süpürgesi ile temizlenmeli, mümkünse halı kullanılmamalı, yıkanabilir kilimler tercih edilmelidir. Ayrıca ev akarlarının koltuk, perdeler, yatak, yastık ve nevresimler üzerinde de yaşayabildiği hesaba katılmalıdır.

Hem ev akarı hem küf mantarı açısından denize yakın nem oranı yüksek bölgeler daha risklidir. Bu durumda ev içi nemin düşürülmesi için rutubet önleyiciler kullanılabilir.

  • Böcek-Sinek Isırıkları

insect_biteÖzellikle yaz aylarında artış gösteren böcek sokması nedeni ile oluşan reaksiyonlar her yaş gurubunda görülebilir ancak ince ciltleri ve bağışıklık sistemlerinin henüz tanımaması nedeniyle çocuklarda daha çok görülür. Sinek, sivrisinek, arı, pire, karınca vb. böcek ısırıklerı alerjik reaksiyona neden olabilir. Böcekler doğrudan etkileri veya taşıdıkları hastalıklar nedeniylede zarar verebilirler. Böcek sokması sonucu ciltte görülen döküntüler çoğunlukla vücudumuzun giysilerle örtülmemiş bölgelerinde görülür. Bu özellik vücudumuzdaki diğer nedenlere bağlı deri döküntülerden ayrılmasında önemli bir ayrıntıdır. Çoğunlukla ilk böcek sokmasında ciltte ciddi bir reaksiyon görülmeyebilir ancak tekrarlayan sokmalarda cilt bulguları gittikçe belirginleşir. Çoğunlukla böcek sokmasından sonra 24 saat içinde o bölgede kaşıntılı bir kabarıklık görülür. Kısa süre içerisinde tekrarlayan böcek sokmalarında geniş bir alanda ürtiker plakları oluşabilir. Yaş ilerledikçe ise böcek sokmalarına karşı cilt reaksiyonu çoğunlukla azalır, hatta tamamen ortadan kalkabilir. Böceğin soktuğu bölgede özellikle çocuklarda antibiyotik tedavisi gerektirecek lokal bakteriyel enfeksiyon gelişebilir. Sık olmasa da tüm vücutta şişme, tansiyon düşüklüğü ile beraber ortaya çıkan anafilaksi gibi ağır bir tablo ortaya çıkabilir. Böcek sokması olan bölgede kan dolaşımının yavaşlaması için soğuk kompres ve sokma sonrası oluşacak döküntüler için kaşıntı önleyici kremler kullanılabilir. Cilt reaksiyonu yaygınsa ve kaşıntı çoksa doktor onayı ile ağızdan antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Böcek sokmalarını önlemek için önce böceklerin çocuğun yaşam alanına girmesini engellemek gerekir. Böcek sokmasına karşı cilde sürülen ilaçlar ve koku yayan sinek kovucular alerjik çocuklarda kesinlikle kullanılmamalıdır. Bunun yerine sesle çalışan elektronik sinek kovucular kullanılabilir. Eve sineklik taktırmak, özellikle bebekler için cibinlik kullanmak bir alternatif yöntem olabilir. Arı/böcek sokmalarına alerjisi olan bir kişinin yanında Epipen oto-enjektör taşıması gereklidir.

  • Tatil Yeri Seçimi ve Yolculuk

images (1)Alerjik çocuklar için şüphesiz tatil yeri seçimi çok büyük önem taşımaktadır. Sadece besin alerjisi olan çocuklar için açık büfe beslenmenin taşıdığı riskler bir yana, astım ve solunum yolu alerjisi olan çocuklar için de otel odaları alerjiyi tetikleme riskine sahiptir. Herşeyden önce seçilecek otel, sigara içilmeyen ve mümkünse duvardan duvara halı kaplı olmayan odalara sahip olmalıdır. Odalarda kullanılan klimaların merkezi olduğu ve filtrelerinin çok sık değiştirilmemiş olabileceği de akılda bulundurulmalıdır. Yine banyoların sık kullanımı nedeni ile küf mantarı riski söz konusu olabilir. Tüm bu detaylar otel seçimi yapılmadan önce bizzat otelin Müşteri Hizmetleri Birimi ile görüşülmelidir. Besin alerjisi için açık büfedeki alternatif seçenekler, çocuk büfesinde sunulan menü ve pişirilen yemeklerde kullanılan yağa kadar her detay öğrenilmeli ve otelden sunabilecekleri alternetifler konusunda destek istenmelidir. Otelin çocuk dostu olmasının yanı sıra, çocuk havuzunun yaz boyunca çok çocuk tarafından kullanıldığı ve bu nedenle çok hijyenik olmayabileceği ihtimali düşünülmeli, bu nedenle denize yakın, temiz bir plajı ve denizi olan oteller tercih edilmelidir. Eğer çocuğunuz deterjan, yumuşatıcı gibi temizlik maddelerine tepki gösteriyorsa kendi temiz çarşafınızı yanınızda götürmeniz de daha sağlıklı olacaktır.

Eğer çocuğunuzun alerjisi büyük otellerin sunduğu koşullarda kalmanıza elverişli değilse apart otel veya kiralık evler alternatif olarak düşünülebilir. Kendi yemeğinizi pişirmeniz açısından bu seçenekler daha sağlıklı olabilir. Yine temn edilecek yiyecek malzemelerinin güvenilir olmasına dikkat edilmeli ve çocuğun acil durumlarda kullanması gereken her türlü ilaç seyehat çantanızda bulunmalıdır.

Daha önce alerjik çocuk sahibi ailelerin gidip memnun kaldığı alerji dostu oteller listesine Alerji ile Yaşam Platformu‘ndan ulaşabilirsiniz.

Tatil öncesi ve sonrası seyahat sırasında da uçak ile ulaşım düşünülüyorsa kulak tıkanmalarına karşı önlem alınmalıdır. Özellikle kalkış ve inişlerde küçük bebekleri emzirmek veya emzik emmesini sağlamak, büyük çocuklarda ise ağzı kocaman açıp kapatmak veya sakız çiğnemek(süt alerjisi yoksa) ve yutkunmak da östaki borusunun açılmasına yardımcı olur. Aynı zamanda burunun açık tutulması için deniz suyu sprayler de kullanılabilir. Normlade kulak tıkanıklığı indikten birkaç dakika veya birkaç saat sonra geçer. Eğer tıkanıklık iki-üç gün içinde geçmezse mutlaka bir Kulak burun boğaz uzmanına başvurmak gerekir.

  • İlaçların Muhafaza Edilmesi

download (2)Yazın ilaçlar kapalı ortamda dahi muhafaza edilse, ortam sıcaklığının artması ilaçların bozulması açısından tehlike arz edebilir. İlaçlar mutlaka prospektüslerinde yazan sıcaklıkta muhafaza edilmelidir. Yaz geldiği için ilaçları buzdolabında saklamak doğru değildir. Bir çok ilacın oda sıcaklığında muhafaza edilmesi önerilir ancak oda sıcaklığı için bir üst limit belirtilmiştir. Mesela ateş düşürücü, antihistaminik ve reflü şurupları, D vitamini damlaları 25°C altında, inhaler ve demir şurupları ise 30°C altında saklanmalıdır. Bu nedenle ev ortamında dahi ilaçlar ısı geçirmeyen yalıtkan malzeme ile kaplanmış özel çantalarda saklanmalıdır. Seyahat esnasında da ilaçların kapalı araç içinde veya plajda güneş altında tutulmamasına özen gösterilmelidir. Biogaia gibi probiyotik damlalar ve Laktaz damlaları ise soğuk zincir bozulmadan taşınmalıdır.

Aynı şekilde Epipen oto-enjektör için önerilen saklama sıcaklığı 20-25°C arasıdır. Ancak yolculuk esnasında yani kısa süreli olarak bu aralığın 15-30°C kadar sarkması tolere edilebilir. Bu nedenle Epipen oto-enjektör de mutlaka ısı yalıtımlı bir çanta içinde taşınmalıdır. Ayrıca içindeki adrenalinin güneş ışığı ile temas etmemesi gerektiği için orjinal karton kutusundan çıkartılmamalıdır. Epipen oto-enjektör üzerindeki pencereden sıvının renk kontrolü yapılıp berrak renk dışında bir renk görülüyorsa enjektör yenisi ile değiştirilmelidir. Epipen oto-enjektörün sıcaklık kontrolünü yapabilmek için aşağıdaki resimdeki bigi minik br termometre ile beraber taşıyabilirsiniz.

IMG_8882

 

Yardımcı Kaynaklar: Asthma and Allergy Foundation of America, MedicineNet, British Allergy Foundation, Mayo Clinic, Çocuklarda Alerjik Hastalıkların Teşhis ve Tedavisi Webinarı, Türk Pediatri Kurumu Arşivi