Alerjik bir çocuk için doktor seçimi nasıl yapılmalı, muayenede nelere dikkat edilmeli?

image

Alerji deyince ister istemez toplum olarak gözümüzün önünde ilk canlanan; insanı kızartıp kabartıp hapşurtup gözlerini yaşartan geçici bir rahatsızlık oluyor. Oysa tıp ilerledikçe alerjinin ne kadar karmaşık bir yapıya sahip olduğu, sadece deri ve solunum yolu üzerinde değil sindirim hatta sinir sistemi üzerindeki etkileri ortaya çıktı. Ben de alerji ile büyüyen bir çocuk olduğum için oğlumla aramda sadece bir kuşak olmasına rağmen alerjiye bakış açısının ne kadar değiştiğini bizzat görebiliyorum. En azından sağlık sektörü çağımızın vebası olarak adlandırabileceğimiz bu hastalıktan artık daha sık bahseder oldu.

Bununla beraber uzmanlık alanları da birbirinden yavaş yavaş ayrılmaya, hekimlerimiz tepkilerin yoğunlaştığı bölgelere göre ihtisaslaşmaya başladı. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak ilk kez 2 yıl önce farkedip dile getirdim bunu. Alerji ile mücadelede tepkilerin yoğunlaştığı bölgeye göre doktor seçmek hastaya gerçekten çok vakit kazandırıyor. Keza biz doktorlarımızın herşeyden anlamasını bekliyoruz ama her meslekte olduğu gibi hekimlikte de uzmanlık dallarına ayrılmak çok normal. Mesela ben Tekstil Mühendisiyim, sizin tek bir ürün diye satın aldığınız gömlek üzerindeki iplikten, kumaştan, boyamadan, dikimden, aksesuardan ayrı ayrı kişiler sorumludur. Aynı şekilde bir bankaya gitseniz fatura ödeyeceğiniz kişi ayrı, kredi isteyeceğiniz kişi ayrıdır. En basidi bir restorana gittiğinizde size yemeği pişiren kişi farklı, size bunu servis eden farklıdır. Bu noktadan bakılınca doktorlarımızdan da herşeyi bilmelerini beklemek pek doğru gözükmemektedir. Hele ki konu alerji olunca ve semptomlar tüm vücuda yayılmış olunca uzmanlık alanı daha çok ön plana çıkmaktadır.

Bu bağlamda alerji tepkilerinizi çoğunlukla deri üzerinde gözlemliyorsanız bir Alerji Uzmanı‘na, derinin yanı sıra solunum yollarında gözlemliyorsanız Alerji ve Solunum Yolu Hastalıkları Uzmanı‘na, eğer ağırlıklı olarak sindirim sisteminde görüyorsanız yani reflü veya mukuslu/kanlı kaka gibi, o zaman bir Gastroenteroloğa başvurmanız daha sağlıklı olacaktır. Eğer alerjinizi Çocuk Doktorunuz ile takip ediyor ve sağlıklı bir yol izliyorsanız illa bir uzmana gitmek zorunda değilsiniz. Ancak diyette yol alamıyor, alerjik tepkilere karşı çeşitli denemelere rağmen sonuç alamıyorsanız tepkilerinize göre bir uzman hekim seçmeniz daha faydalı olabilir. Kısa bir süre içerisinde Alerji ile Yaşam Platformu‘nda çeşitli illerden doktor önerileri olan bir liste paylaşacağım. Takipte kalınız…

Kendinize uygun doktoru seçtiniz, gelelim ilk muayeneye. İlk muayene hem teşhisinizin koyulması hem de tedavinizin doğru başlaması adına çok önemlidir. Burada doktorun yaklaşımı kadar ailenin hikayeyi ne kadar doğru anlattığının da çok büyük önemi vardır. Bu nedenle muayene öncesi bazı hazırlıklar yapmak size hem vakit kazandıracak hem de herhangi bir atlamanın önüne geçecektir. Muayene öncesi bir özet çıkartarak, durumunuzu net bir şekilde ortaya koymanız gerekir.

Bu özet hikayenize eklemeniz gerekenler şu şekilde sıralanabilir;
– Ailedeki alerji veya otoimmün hastalık sahibi kişiler
– Bebeğin kısaca doğum hikayesi (Sezeryan/normal doğum, doğum kilosu/boyu, hemen doğum sonrası uygulanan işlemler-kuvöz, sarılık tedavisi, aşı tepkisi…gibi)
– Bebeğin doğum anından itibaren nasıl beslendiği (anne sütü, formüla takviyesi…gibi)
– Çocuğunuzda ilk alerji belirtilerini görmeye başladığınız tarih ve tepkilerin tanımı ( 2 aylıkken mukuslu kaka, 3 aylıkken sırtta ürtiker, 6 aylık ek gıdaya geçince kusma…gibi) Tepkilerin tam listesini görmek için bu linki tıklayabilirsiniz.
– Tepkileri fark ettikten sonra izlediğiniz yöntem (Kullandığınız ilaçlar, gittiğiniz doktorlar, yaptırdığınız testler…gibi)
– Eğer ek gıdaya başlandı ise hangi sıra ve hangi yöntemin uygulandığı (3 gün bekleme kuralı veya ilk yoğurt/karışık sebze çorbası ile başlamak gibi)
– Tepkilerin ne zaman ve hangi durumlarda arttığına dair ailenin gözlemleri (Patates yedikten 3 gün sonra, yanağına yoğurt deyer deymez, ocakta pişen yemeğin kokusunu soluyunca, dışarıda veya ev ortamında, sabah veya gece, yemekten hemen sonra…gibi)
– Mevcut durumdaki beslenme şekli (Sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeği, ara öğün şeklinde bir liste yapılabilir. Kullandığı formüla markası ve günlük tüketim miktarı da eklenmelidir. Çocuğun tükettiği tüm yiyecek ve içeçekler belirtilmelidir. Çiğnediği sakız bile dahil! ) Eğer bebek anne sütü alıyorsa beslenme listesi anne için de ayrıca hazırlanmalıdır. Annenin tüm yiyip içtiği ve kullandığı ilaçlar listede yer almalıdır.
– Geçmişte uygulanan herhangi bir aşı veya ilaca karşı alerjik reaksiyon oluştu ise hangi ilaca/aşıya nasıl bir tepki verdiği
– Mevcut durumda yaşadığınız belirgin şikayetler, varsa kullandığınız ilaçlar

İlk muayenede doktorunuzun uygulayacağı fiziksel muayene çok önemlidir. Keza boğaz duvarındaki baloncuk şeklindeki kabarcıklar reflüyü, makat aralanınca görünen hare şeklindeki pütürlü pişik besin alerjisini, hırıltılı nefes ise solunum yollarında bir sıkıntı olduğunu işaret edebilir. Çocuğun bu muayene esnasında mümkün olduğunca sakin durması doktorunuzun daha sağlıklı gözlem yapmasına imkan sağlayacaktır. Bu nedenle önce annenin endişelerinden sıyrılıp mümkün olduğunca soğukkanlı durması gerekir, keza hiç bir çocuk annesinin huzursuz olduğu bir ortamda huzurlu olamaz. Anne mümkün olduğunca muayene boyunca çocukla konuşmalı, onu sakinleştirmek için yumuşak bir ses tonu kullanmalı, elini tutmalı, yanında durmalı ve endişelenecek bir şey olmadığını ona sözle değil hareketleri ile göstermelidir. Sık sık doktor ziyeretlerinde bulunan çocuklarda doktor fobisinin oluşması normaldir. Bu korkuyu yenmek için evde doktorculuk oynamak, onu doktor ekipmanlarını kullanmaya teşvik etmek, hekimlik mesleğini anlatan hikayeler okumak hatta uydurmak işe yarayacaktır. Muayene esnasında annenin yanında mutlaka baba, büyükanne veya bir aile yakını olmalıdır ki muayene bittiği an çocuğu odadan çıkartıp bekleme salonuna götürmek hem çocuğu rahatlatacak hem de annenin doktor ile daha sağlıklı bir iletişim kurmasını sağlayacaktır. Bebeğin muayene esnasında çok tok veya çok aç olmamasına dikkat ediniz. Keza aç olması huysuz olmasına, çok tok olması ise muayene esnasında kusmasına neden olabilir. Eğer mümkünse muayene saatini bebeğinizin uykusunu almış olduğu bir zamana denk getirirseniz daha huzurlu ve sakin olacaktır.

Muayenede yanınızda bulunması gerekenler de şu şekilde sıralanabilir:
– Muayene öncesi hazırladığınız özet hikayeniz
– Çocuğun veya emziren annenin beslenme listesi
– Kullandığı ilaçların dozunun da belirtildiği liste
– Tüm geçmiş test sonuçları (mümkünse tarih sırasına göre)
– Aşı karnesi, boy-kilo takip çizelgesi
– Çocuk için yedek kıyafet, emzik, biberon, mama, bez, ıslak mendil, oyuncak
– Çocuğun anne üzerine kusma ihtimali hesaba katılarak anne için yedek kıyafet
– Anne diyette ise ona uygun yiyecek
– Doktorun söylediklerini daha kapıdan çıkar çıkmaz unutabilceğiniz ihtimaline karşılık ses kaydı yapabilen bir cep telefonu (eğer sizin telefonunuzda böyle bir özellik yoksa bir yakınınızdan ödünç alabilirsiniz)

Muayene bitiminde doktorunuza uygulamanız gereken diyeti, beslenmenize ekleyip çıkarmanız gerekenleri, kullanmanız gereken ilaçları, dozunu ve ne şekilde kullanmanız gerektiğini (sabah-akşam, aç-tok, yemekle mi-yatmadan önce mi…gibi), bundan sonra izlemeniz gereken yöntemi, bir sonraki kontrol randevusunun ne zaman olacağını, acil durumlarda kendisine nasıl ulaşabileceğinizi, bu süreçte takvime göre uygulamanız gereken aşı varsa yaptırıp yaptırmamanız konusundaki görüşlerini sormayı ihmal etmeyiniz. Muayene sonrası kafanıza takılan veya net anlaşımayan bir nokta varsa kendisini arayıp mutlaka teyit alınız. Kendi varsayımınız veya başka bir kişinin tavsiyesi ile hareket etmeyiniz. Kontrol randevularınızı ve periyodik tahlillerinizi ihmal etmeyiniz.

 

Reklamlar

Alerji ile Yaşam Platformu Kuruldu!

image

3 Aralık 2014 itibari ile facebook kapalı grup formatındaki Alerji ile Yaşam Platformu faaliyete geçti. Bu platform süt ve süt ürünleri, çoklu besin, polen, evakarı, hayvan tüyü, küf mantarı, metal, lateks, kozmetik, ilaç ve kimyasal koruyuculara karşı alerjisi olan bireylerin ve ailelerinin buluştuğu; fikir alışverişi ve dayanışmada bulunduğu bir ortamdır. Bu platformda alerji kökenli ürtiker, egzema, reflü, özofajit, kolit, astım, anafilaksi gibi durumlarda ailelerin yaşadığı tecrübeler paylaşılmaktadır.

Alerji ie mücadeleyi bir yaşam tarzı haline getirebilmek, özellikle küçük yaşta teşhisi koyulmuş çocuklarımızı daha sağlıklı şekilde yetiştirebilmek, çocuğundaki şikayetlerden yola çıkarak alerji şüphesi taşıyan ailelere yol gösterebilmek ve bu uzun soluklu yolculukta birbirimize destek olabilmek için yeni adresimiz Alerji ile Yaşam Platformu’dur. Amacımız sadece birbirimiz ile ortak bir platformda buluşmak değil, sesimizi daha geniş kitlelere duyurmak, kamuoyunun ilgisini bizlerin yaşadığı sıkıntılara çekmektir. Bu kapsamda ilerleyen günlerde farklı projelerimiz gerçekleşecek, gerek sağlık sektörüne, gerek gıda sektörüne, gerekse ilaç sektörüne bu dayanışmaya destek olmaları için çağrılarımız olacaktır.

Eğer sizler de alerji hastası iseniz veya bu konuda şüphe taşıyorsanız aramıza katılıp diğer ailelerin tecrübelerinden yararlanabilirsiniz.

Platforma üyelik için bu linki tıklayabilirsiniz.

Bekliyoruz…

Kenar

Özge ve Yiğit Ünlü’nün Hikayesi

image
Sevgili Özge Ünlü’nün hikayesi bize alerjinin teşhis edilmesi kadar yönetilmesinde de doktor payının önemini bir kez daha vurguluyor. Kendisine paylaşımı için teşekkür eder, hikayesinin bir çok anneye örnek olmasını dilerim.

AA: Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?
ÖÜ: Merhabalar, 26 yaşındayım, laborantım. 3 yıldır evliyim.

AA: Kaç yaşında, kaç çocuğunuz var?
ÖÜ: 1,5 yaşında dünyalar tatlısı bir erkek evlada sahibim.

AA: Çocuğunuzdaki gıda alerjisi belirtilerini ilk ne zaman fark ettiniz?
ÖÜ: Doğumum sezeryanla gerçekleştiği için sütüm geç geldi, ben ne kadar hayır desem de çevremdeki büyüklerim mama takviyesi yapmamda ısrar ettiler. Aksi taktirde şekerinin düşeceğini ve sarılık olabileceğini söylediler. Hemşirenin getirdiği mamadan bir kaşık oğluma içirdim. Sonraları sütümün yanında takviye olarak mamaya da başladım. Oğlum sürekli fışkırtarak kusuyor, kucağımda nefessiz kalıyordu. Kaka sayısı çok fazla ve aşırı huzursuz bir bebekti.

AA: Teşhis koyulana kadar nasıl bir süreç geçirdiniz?
ÖÜ: 2,5 aylık olduğunda egzemaları başladı, ardından iki kaşının arası konak oldu. Bebeklerde böyle şeyler olur diye düşündüm ama alerji minicik yavrumun bedenini esir almaya çoktan baslamış bile…5 aylık olduğu zaman çok az karpuz suyu verdim, nereden bilebilirdim ki o bir damlacık karpuz suyu hayatımızı alt üst edecek. Karpuz suyundan sonraki kakası mukuslu ve kılcal damar şeklinde kırmızılıklar vardı. Yediğini çıkarttığını düşündüm. Ertesi gün tekrar denedim. Kakasındaki kırmızılıklar iyice artınca bezle beraber hastaneye gittik. Doktor dizanteri olabileceğini söyledi. Test yaptırdık, sonuç negatif. Ardından bir sürü yanlış teşhis ve tedavi… Yolunda gitmeyen birşeyler olduğunu çok iyi biliyordum ama elim ayağım bağlanmış gibiydi. Alerji ihtimali hiç aklıma gelmemişti ve hiç bir doktor da bunu dile getirmedi. Eşimin görev yaptığı hastanede pediyatri yoğun bakımda görev yapan Prof.Dr.Emine Polat oğlumun alerjisi olabileceğini söyledi ve bizi alerji polikliğine yönlendirdi. Yapılan tetkikler sonucu ve öykümüzün ardından alerji teşhisi koyuldu.

AA: Teşhis koyulduktan sonra nasıl bir yol izlediniz?
ÖÜ: Süt ve süt ürünlerine karşı diyete başladım, minik bebeğim de Neocate ile tanıştı. Bir süre böyle devam ettik ama bir arpa boyu yol katedemiyorduk. Oğlumun kucağımda nefessiz kalışları, pıhtı şeklinde kanlı, mukuslu kakaları, içi dışına çıkasıya kadar kusmaları iyice arttı. Tekrar doktor yolunu tuttuk. Diyetimi iyice katılaştırdım, aç gezdim. Ama yine olmadı, sebebini bilmediğim birşey oğlumun bağırsaklarını her gün kemiriyordu. Bitmek bilmeyen bir kanlı kakası vardı yavrumun. Günde 8 kere kanlı, mukuslu kaka…en son çare kolonoskobi dendi. Günlerce düşündüm, ağladım, dua ettim. Minicik yavrum bu yaşta kendinden büyük acılar çekecekti. Zor da olsa yaptırmaya karar verdim. Oğlumu kucağımdan aldılar ve benim yanımda anestezi verdiler, kuş gibi çırpınan meleğim bir anda sustu, gözlerini kapattı. O an dünyam başıma yıkıldı. Oğlum bir daha eskisi gibi olmayacak dedim…Bir hafta sonra sonuçlarımız geldi. Eozinofilik kolit dendi. Oğlum artık 1 yaşındaydı. Doktor düzelme olmayınca anne sütünü keselim dedi. Ben yüksek sesle bunu oğluma yapamayacağımı söyledim. Aslında yapacak başka birşey kalmamıştı, onun sağlığı için denemeye değerdi ama kararsızdım. Doktor 3 gün verme bakalım düzelecek mi dedi. Çaresiz kabul ettim çünkü yavrum kocaman kan pıhtıları çıkarıyordu kakasında. Her gece emme saatlerinde uyanıp ağladı bebeğim, onunla birlikte ben de tabi ama şükürler olsun 3.günün sonunda aylarca devam eden kan yok oldu.

AA: Size bu süreçte en çok destek veren kişi kim oldu?
ÖÜ: Bu süreçte en büyük destekçim biricik can yoldaşım, hayat arkadaşım eşimdi.

AA: Zamanı geri çevirebilme şansınız olsaydı alerji ile mücadelenizde neyi yapmak ya da yapmamak isterdiniz?
ÖÜ: Zamanı geri çevirebilseydim eğer ek gıdalara 6.ayın sonunda başlardım. Acaba alerjisi geçmiş midir diye düşünerek arka arkaya denemeler kesinlikle yapmazdım.

AA: Çocuğunuza alerjisini nasıl anlattınız? Bazı gıdaları yiyememesini nasıl açıkladınız?
ÖÜ: Oğlum küçük olduğu için onun yiyemeyeceği şeyleri cısss diye adlandırdık.

AA: Alerji ile yeni tanışan annelere neler önerirsiniz?
ÖÜ: Alerjiyle yeni tanışan annelere tavsiyem, sabırlı olmaları ve doğru doktor buldukları noktada kesinlikle onunla birlikte hareket etmeleri.

AA: Ülkemizde gıda alerjisinin daha iyi tanınması ve geniş kitlelerce anlayış gösterilmesi için sizce neler yapılmalı?
ÖÜ: Alerji konusunda bilinçsiz bir ülkede yaşıyoruz. İnsanlara durumumuzu anlatınca çok ilginç diye karşılık veriyorlar. Bence doğum yapan her anneye bu anlatılmalı ve alerjili bebek anneleri için seminerler düzenlenmeli.

AA: Son olarak eklemek istedikleriniz?
ÖÜ: Benim oğlum artık herşeyi yiyebiliyor. Bu herşeye bedel. O benim canımın canı. Sabrettik ve başardık. Sevgili anneler lütfen sabredin ve güçlü olun. Bu günler de geçecek. Rabbim başka dert vermesin…

image

Kenar

Leyla ve Derin Aslanoğlu’nun Hikayesi


imageSevgili Leyla Aslanoğlu, içinde yaşadığı sıkıntı dolu günleri bizlerle paylaştığı için kendisine teşekkür eder, minik Derin’in bir an önce sıkıntılarından kurtulup sağlığına kavuşmasını dilerim.

AA: Kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?
LA: Merhaba ben Leyla Aslanoğlu, 40 yaşındayım. Derin doğana kadar tekstil üzerine kendi işyerim vardı, Derin doğunca kapamak zorunda kaldım. 23 yıllık evliyim, şu anda evde Derin’le ilgileniyorum.

AA: Kaç yaşında, kaç çocuğunuz var?
LA: 2 kızım var. Büyük kızım 22 yaşında. Küçük kızım 14 aylık.

AA: Çocuğunuzdaki gıda alerjisi belirtilerini ilk ne zaman fark ettiniz?
LA: Kızım Derin ilk doğduğunda sorunsuz sağlıklı bir bebekti. 3 aylık olduğunda emmeyi reddetmeye başladı. Bu bizim için büyük bir sorundu. Öncelikle yüzünde ufak sivilce benzeri kırmızı lekeler çıkıp bikaç saat içinde kayboluyordu. Hışıltılı solunumu vardı. İlk belirtiler bunlardı. Çevremde hiç alerjik bir durum görmemiştim ve bu konuda bilgisiz olduğum için belirtileri anlamadım. Doktorumuz da anlamadı.

AA: Teşhis koyulana kadar nasıl bir süreç geçirdiniz?
LA: Kızım 4 aylıkken kakasında kan olduğunu farkettim ve hemen acile götürdüm. Gereken tüm testler yapıldı ama bir sonuç alamadılar. Bir hafta içinde 9 farklı doktora götürmeme rağmen hiçbiri durumu anlamadı. Çünkü testler temiz çıkıyor ama kanama sürekli devam ediyordu. En son özel hastanedeki bir uzman, Gastroenteroloji’de gitmemi önerdiği doktordan randevu aldım. Bu görüşme sonunda alerji olabileceğini, bana anne sütünü keserek mama denemesi yapmamı söyledi. Ben bu arada diyet yapıp sütümü saklıyordum tabi, bu mama denememiz profesör tarafından kan durmadıkça uzadı da uzadı. Aradan bir ay geçti, en sonunda dayanamayıp dedim kızım sütü bırakıcak emzireyim zaten diyet yapıyorum, tamam deyince ben hemen bebeğimi sevinçle aldım emzireceğim ama o ki bebeğim artık emmeyi unutmuştu. Üzüntüden süt kesilir derlerdi de inanmazdım, bu benim için çok üzücü bir durumdu. Sonra profesör kolonoskopi olması gerektiğini söyledi, kolonoskopi yapıldı ve alerjiye bağlı proktokolit teşhisi koyuldu.

AA: Teşhis koyulduktan sonra nasıl bir yol izlediniz?
LA: Teşhis koyulduktan sonra kızım anne sütünü de almayınca mamaya devam ettik, tabi ben o profesör’e gitmedim bir daha. Sadece Neocate yemesine rağmen günde 8 kere kanlı kaka yapıyordu. Kahroluyordum. Şişli Etfal Hastanesi’nde bir doktora gidiyordum, doktorumuz immun yetmezliği için Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ne, alerji için Çapa’ya sevk ediyordu çünkü bu bölümler Şişli’de yoktu. Haftanın 4 günü hastanelerdeydim, sabah 6’da evden çıkıp akşam 5’de eve gelebiliyordum, çok zor günlerdi. Tabi her bölüm farklı test istiyordu, sonuçlarda hiç bişey çıkmıyordu, evet alerjiydi ama diyet mama vermeme rağmen 4,5 ay geçmişti aradan ama kan durmuyordu. En sonunda alerji grubundaki annelerden Tufan Kutlu’nun adını duydum ve ona gittim tahlilleri falan görünce tekrar kolonoskopi dedi ve 2.kolonoskopisini oldu kızım. Sonuçlarda eozinofil çıktı, Tufan Bey hemen kortizon tedavisi verdi, kortizona başladığımız 2.gün kan kesildi. Rahatlamıştım artık kan görmüyordum, 4,5 ay sonra bu benim için dünyalara bedeldi.

AA: Bu süreçte sizi en çok zorlayan etken ne oldu?
LA: Bu süreçte beni en çok zorlayan kızımın süt haricinde bir de çoklu besin alerjisi olmasıydı, ne verirsem dokunuyordu, pirinç, patates, elma, mısır unu yani verebileceğim neredeyse hiç bişey yoktu. Biraz ilerlemiştik ki şu son 1 aydır aynı sorunları yaşıyorum, yine başa döndük, yine kan görmeye başladım. Bu beni kahrediyor, dokunan hiç birşey vermememe rağmen kan kesilmiyor. Şu anda verdiğim meyvelerden armut, sebzelerden kabak, havuç, karnıbahar, bir de yulaflı mama. Sevindiğim tek şey kızım Neocate’i severek içiyor.

AA: Size bu süreçte en çok destek veren kişi kim oldu?
LA: Bu süreçte en çok destek veren kişiler eşim ve büyük kızım Gözde oldu.

AA: Zamanı geri çevirebilme şansınız olsaydı alerji ile mücadelenizde neyi yapmak ya da yapmamak isterdiniz?
LA: Zamanı geri döndürebilseydim hiç o Profesör’e gitmezdim, kızımı da anne sütünden mahrum bırakmazdım. Tufan Kutlu’ya giderdim.

AA: Alerji ile yeni tanışan annelere neler önerirsiniz?
LA: Hiç bir ayrıntıyı atlamasınlar, benim ailemde, çevremde hiç alerjili birisi olmadığından çok bilinçsizdim. Sadece alerji ismini bilirdim ve bu kadar zor bir hastalık olduğunu bilmezdim.

AA: Ülkemizde gıda alerjisinin daha iyi tanınması ve geniş kitlelerce anlayış gösterilmesi için sizce neler yapılmalı?
LA: Tvlerde yayınlansa veya afişlerle de tanıtılabilir. Size şunu söyleyeyim, içinde olmadığımız sürece pek de dinlemiyoruz sanırım toplum olarak…

AA: Son olarak eklemek istedikleriniz?
LA: Bütün alerjili bebeklerimizin çabucak iyileşmesini diliyorum…

image

Alerjinin İç Organlar Üzerindeki Etkileri

MİDE
Mide asidi yediğimiz her türlü gıdayı eritme gücüne sahip bir asit salgılar. Bu asit sadece mide duvarını eritemez, delemez. Ama mide dışındaki tüm deriyi, eti yakıp eritebilecek güçtedir. Bu nedenle mideden dışarı sızmaması için mide kapakçığı bulunur. Mide kapakçığı sadece biz yemek yiyip yutkununca gıdayi içeri almak için açılır ve tek yöne çalışır. Ama kusma esnasında kapakçık ters yöne zorlanır ve hem kapakçığa, hem yemek borusuna hatta boğaza ve ağız içerisine değen asit değdigi yeri yakar. Zaten biz yetişkinler bile istifra ettiğimizde o acıyı hissederiz. Mide sıvısının mide dışına sızarak boğazda yükselmesine ve hatta bazen kusma ile dışarı atılmasına Reflü denir. Reflü ilerledikçe ve kusma olmasa bile boğaza asit geldikçe hem boğazda yaralar açılır, hem kapakçik eskisi gibi düzgün çalışamaz hale gelir. Bu nedenle sürekli asit kaçağı olur. Bu da özofajit denilen yemek borusu iltihaplanmasına neden olur. Aynı zamanda reflünün astım, sinuzit, farenjit, bronşit hatta diş çürüklerine bile neden olabileceği bilinmektedir. Reflü, boğaz duvarında kabarma/kızarıklık olup olmadığına bakılarak, hastanın şikayetleri dinlenerek ve gerekirse endoskopi yapılarak teşhis edilebilir.

image

BAĞIRSAKLAR
Midede parçalanan gıdalar gıdanın yapı taşlarına ayrılır ve 12 parmak bağırsağında bulunan ince kılcal tüpler tarafından emilerek kana karışır. Yani vitaminleri, proteinleri, mineralleri kısaca vücudun sağlıklı çalışması için gereken her türlü besini bu şekilde alırız. Alerjen gıda bağırsak duvarına temas ettikçe aynen pişikte gözle görüldüğü gibi bu yüzeyi de kabartır, kızartır, iltihap oluşmasına neden olur ki bu da kakada mukus olarak karşımıza çıkar. İlerlerse yaralar açilip kanama bile olabilir. Kanama 12 parmak bağırsağında olursa, kan kakada siyah renkli tanecikler şeklinde gözükür, kalın bağırsakta ise kırmızı kan olarak gözükür. Bağırsak yüzeyi bu şekilde bozulunca üzerinde gıdaları emen ince tüpler de hasar görür ve gıdaları ememez hale gelir. Bu nedenle çocuk sağlıklı beslense bile vitamin-mineral eksiklikleri başlar, hatta kilo alımı bile yavaşlar. Yani sırf yesin yarasın diye verdiğimiz A gıdasi diğer verdiğimiz tüm B, C, D… gıdalarının emilmesini de engeller. Mukuslu kaka uzun süre devam ederse ve kalın bağırsaklarda yaralar açılırsa vücut için gerekli olan Kalprotektin(calprotectin) proteini dışkı ile atılmaya başlar. Bu proteinin bağırsak duvarını bakteri ve mantarlardan koruyucu ve bağışıklık sistemini destekleyici etkisi vardır. Dolayısı ile vücuttan dışkı ile atılması bağırsakların iltihaplanmasına neden olur.

Kolit olarak adlandırılan bu iltihaplanma gaita testi ile kakadaki kalprotektin miktarı ölçülerek tespit edilebilir. Bu teste genelde Fekal kalprotektin testi denir. Bu test yeterli olmazsa kolonoskopik inceleme yapılması gerekebilir.

Bağırsak iç duvarında açılan yaralar

image

Özetlemek gerekirse besin alerjisi hafife alınacak, yesin de alışsın denilecek bir rahatsızlık değildir. Bu yüzden alerji ile yeni tanışan annelere ısrarla alerjen gıda yarar değil zarar getirir dememizin nedeni budur. Eğer çocuğunuzun sindirim sistemi kaynaklı tepkileri devam ediyor ve kilo alımı yavaşlıyorsa diyetinizi mutlaka doktorunuz ile gözden geçirmeniz gerekir. Ya diyet doğrudur ancak çocuk yeteri kadar besin alamıyordur ya da diyette bir hata vardir ki bu da çocuğun yediği diğer besinlerden de yararlanmasını engelliyordur.

Not: Yukarıdaki bilgiler muayenelerimiz esnasında Prof.Dr.Fügen Çullu Çokuğraş’tan aldığım bilgilerin derlemesidir. Ancak bu bilgiler hiç bir çocuk üzerinde teşhis koymaya ve tedavi uygulamaya yeterli değildir. Sadece bilgilendirme maksadı ile paylaşılmış olup alerjik reaksiyon saptayan annelerin en kısa sürede uzman bir hekime başvurması gerekir. Tepkileriniz daha çok sindirim sistemi kaynaklı ise bir Gastroenterolog, deri üzerinde ise Alerji uzmanı, solunum sistemi üzerinde ise Alerji ve Solunum Yolu Hastalıkları uzmanına başvurmanız daha hızlı sonuç almanızı sağlayacaktır.

Sonuçta her alerjik çocuğun sindirim sisteminde sorun yaşayacağı ve reflü, kolit gibi rahatsızlara yakalanacağı genellemesi yapılamaz. Alerji kişiye özeldir.